Bugun...
SAKİN GÜÇ İRAN


Rifat SERDAROĞLU Serdar' ca
rifatserdaroglu@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 26-11-2013 07:40
     

Bir ülke halkının, “Yönetme Görevini” verdiği kişi eğer ehil-yetenekli-bilgili ve olgun biri ise, ülkesinin kaderini olumlu yönde değiştirebilir.
Ama “Yönetme Görevini” verdiğiniz kişi, cahil- kendisiyle kavgalı- yeteneksiz ve ham biri ise, ülkenin kaybı o kadar büyük olur ki, bu açık yıllarca kapatılamaz.

 

Devlet Bakanlığı görevinde iken İran- Suriye, Fransa ve Şili ile karşılıklı antlaşmalarla kurulmuş, Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Başkanlığını yaptım.
Komisyon, o ülke ile ilgili tüm bakanlıkların en yetkili bürokratlarından oluşur ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin artması ve problemlerin çözümlenmesiyle görevlidir. Görev icabı İran’a dört kez gittik, İran KEK heyetini de Türkiye’de dört kez ağırladık.
İran, çok köklü bir devlet yönetme geleneğine sahiptir. Benimle gelen bürokratlarımızın ifadelerine göre, İran Bürokratik yapısı, her gelen yönetimle değişmiyor. Türkiye ile görüşmeleri yöneten İran Heyetinin en yeni üyesi
15 yıllık. Hepsi konularına son derece hâkimler.
Bu bürokratik yapı, devletin başına seçimle gelen kişinin de eksiğini tamamlıyor, yanlışını düzeltiyor, ülkenin zarar görmesini engelliyor.

 

Önceki Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejad, aynen Erdoğan gibi Belediye Başkanlığından(Bağdat) ülke yönetimine geldi. Onun zamanında İran tüm komşuları ve dünya ile kavgalı hale geldi.
İran’daki son seçimlerde İran Devlet Başkanlığı görevine çok başarılı bir din eğitimcisi ve hukukçu olan Hasan Ruhani seçildi. Ruhani tüm konuşmalarında, özellikle Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmasında dünyaya, barışın-aklın-beraber ve savaşsız yaşamanın mümkün olduğunu söyledi.
Bu ılımlı, saygın söylem ve tutum, İran’ın tüm dünyadaki itibarını yükseltti.
İran ile “ABD- Rusya- Çin- Fransa- Almanya” beşlisi arasındaki görüşmeler anlaşma ile sonuçlandı ve hür dünya tarafından “İran’ın Diplomatik Zaferi” olarak tanındı. Bu sonuç tamamen Hasan Ruhani ’nin başarısıdır.

 

İran, Emperyalist Devletlerin her türlü baskısına rağmen dik durmasını bildi.
Ya biz AKP ve Erdoğan iktidara geldiğinden beri ne yaptık?
-TC Başbakanı, Türkiye’nin bölünmesi için hazırlanmış bir projeye eşbaşkan oldu! Tıpkı, kendi kafasını kesecek bıçağı bileyen eblehler gibi!
-İran ile 374 yıl evvel imzaladığımız Kasr-ı Şirin Antlaşmasından bu yana ciddi hiçbir problemimiz olmamasına rağmen, ABD ve İsrail’in baskısına dayanamayıp, Malatya-Kürecik’ e “Füze Üssü” kurdurduk. Hem İran ile ilişkimizi zedeledik, hem de şimdi bu ülkenin milletvekilleri bile o üsse giremiyor!
-Suriye olayında AKP ve Erdoğan yine ABD-İsrail’in kavuğunu sallayıp, dost bir ülke ile aramızda onarılması çok güç yaralar açtı. Suriye olayında İran kazandı, biz kaybettik!
-Mısır, TC Büyükelçisini “İstenmeyen Kişi” ilan edip kovaladı. İran- Mısır ilişkileri tarihinin en güçlü dönemini yaşıyor.
-İran, sınırları içindeki Bölücü PKK Örgütüne ve dinci terör örgütlerine nefes aldırmaz. En ufak bir kalkışmada, sert şekilde müdahale eder. Bir tane İran vatandaşı terör örgütü tarafından öldürülürse, İran Devleti o örgütün tamamı yok eder. Bizde on binlerce vatan evladını şehit eden şerefsizler, AKP ve Erdoğan tarafından kırmızı halı ile karşılanırlar.
Türkiye, AKP ve Erdoğan sayesinde tüm güney sınırını Peşaver’e çevirdi.
El- Kaide- Hizbullah gibi terör örgütleri, babalarının evine girer gibi sınırlarımızı çiğnemekte, isterlerse Reyhanlı’ da olduğu gibi toplu katliamlar yapmaktadırlar.
Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK Narko-Terör örgütü militanlarına Erdoğan’ın emriyle müdahale etmemektedir. Güneydoğu Bölgemiz terör örgütünün insafına bırakılmıştır.

 

Değerli Okurlar;
AKP ve Erdoğan’ın “Ehil” olmadığı, kendilerine yakıştırdıkları “Usta” lakabının “Sahte” olduğu yaptıklarıyla gün gibi ortadadır. “Ülke Yönetimi” yani emanet ehil ellere verilmemiştir.
Nisa Suresi 58 inci Ayet; “Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder” demektedir.
İmam Buhari; Hz. Peygamberimize “Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur” diye sorulduğunda, Peygamberimizin “Görev, ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin” dediğini yazar.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti şu an bu karanlık fikirli- acemi bademler sayesinde tam da kıyamet öncesi durumundadır. Gerek dış politikadaki beceriksizlikler, gerek terörle mücadeledeki körlük, gerekse ekonomideki kötü gidiş
“İhanet” sınırlarını zorlamaktadır.

 

Erdoğan her konuşmasında, cehaletini- çaresizliğini sergilemektedir. Daha önce, Yargının özellikle Özel Yetkili Mahkemeler kısmını, Emniyet Teşkilatının İstihbarat birimlerini teslim ettiği ve bunları maşa olarak kullanıp Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Milli Ordusunu biçtirdiği cemaat ve tarikatlarla da kavgaya tutuşmuştur.

 

Türkiye sınırları içinde yaşayan hiçbir kimsenin yapılmakta olan bu ihaneti görmemezlikten gelme lüksü yoktur. Üç-beş kuruşluk dünya menfaati uğruna, bu iktidara payanda olmaya devam edenler akıllarını başlarına almalı ve bu devlet yıkılırsa, yıkıntının altında öncelikle kendilerinin kalacağını bilmeleri, anlamaları zamanı gelmedi mi? Kör mü oldunuz a mübarekler!



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI