Reklam
Bugun...
MALEZYA - MALEZYA


Rifat SERDAROĞLU Serdar' ca
rifatserdaroglu@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 11-01-2014 07:31
     

Malezya-Malezya Bulunmaz Eşin/Gönülleri Coşturur Ay ile Güneşin
(Malatya ‘mıydı yoksa!)

Başbakan Erdoğan için en öncelikli konu, kendisidir. Ülke-Vatan-Millet, sonra gelir. 12 yıllık iktidarı boyunca Erdoğan’ın ne zaman başı derde girse, eğer yurtdışında ise koşa-koşa Türkiye’ye döndüğünü, havaalanında kendisini karşılattığını, TBMM Grubunu ve İl Başkanlarını topladığını ve onlara konuşmalar yapıp, havalarını aldığını gördük.

 

Bu defaki sıkıntı, şimdiye kadarkilerin en ciddisi, en büyüğüdür. Oğlunu Savcı-Yargıç arıyor, Bilal oğlan kayıp! Bakanları boğazlarına kadar yolsuzluk-rüşvet-pisliğe batmış, Bakan çocukları kumbaraya atılmış.(Tayyip’çe Hapishane demek) İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yaptığı sırdaşı ve sağ kolu Binali’nin lastiği bacanağı tarafından patlatılmış. Her gün yeni bir yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet olayı çıkıyor. AKP, baş aşağı gidiyor.
Tüm bunlara rağmen bizim delikanlı Türkiye’yi bırakıp, binlerce kilometre uzaktaki Malezya’ya koşuyor! Üstelik Malezya’ya gidişi perdelemek için araya Japonya’yı Singapur’u, tamamlanmamış uydu ’yu, orkidelere isim vermeyi sokuşturuyor.

 

Niçin böyle acaba?
*Malezyalı Abraaj Ailesinin, Türkiye’ ye birden bire artan sevgisini, Medya kuruluşlarımızdan-Sabiha Gökçen Havaalanına- Ankara Sigortadan-Acıbadem Hastaneleri gibi çok sayıda kuruluşumuzu satın almasının karşılığı olabilir mi?.
*Erdoğan tıpkı Yasin El Kadı gibi bu aileye de kefil olabilir mi?.
*Bu ilişki, bir kara para aklama operasyonu olabilir mi?
*Cemaatten rica etsek de, Malezyalı Abraaj Ailesi ile Erdoğan Ailesi arasındaki yakınlık ve işbirliğine bir bakıversinler. Maksat “Hizmet” olsun.  

 

ASLAN BACANAK
Binali Yıldırım, “2011 yılında başlayan bir takip var. Kötü olan şey şudur; Eğer bunlar suç işliyorsa fotoğrafını çekip arşivlemek ve seçime 3 ay kala operasyon başlatmak yerine, niçin suçüstü yapılmadı? Kötü ve yanlış olan budur. Bunu manidar buluyorum” dedi…

 

Esasında Binali şunu demek istiyor ama bir türlü söyleyemiyor;
“Kardeşim bu olayı çıkarmak için benim aday olmamı mı beklediniz? Bir ay önce bunları meydana çıkarsaydınız, ben hiç aday olur muydum? Siz beni aptal mı sandınız? Zaten kaybedecektim, şimdi iyice madara olacağım yahu..”

 

Benim merak ettiğim ve Binali’ye sormak istediğim konu ise başka;
Sayın Binali, Muhterem Bacanağınızın “32 kısım tekmili birden” para demetlerini çantaya indiriş filmini ilgiyle izledik. Görüntüler çok net idi. Hele Muhterem Bacanağınızın, sizin emrinizdeki Bakanlık yetkilileri ile olan yakınlığı göz yaşartacak düzeyde idi. Belli ki çok düzeyli bir ilişkileri varmış.
Sorum şu; Muhterem Bacanağınız, aldığı paralar karşılığında, kime emir verdirecekti? Kim, “ihaleyi filanca kişiye verin” diye emir verecekti? Başında bulunduğunuz Bakanlıkta sizden daha yetkili, daha güçlü, sizin adınıza emir verecek biri var mı? İhaleye giren bu işadamlarına güvence verilmese, bacanağınıza boş yere niçin para versinler, bu işadamları geri zekâlı mı?”
Bir de, Savcılığın emrinde görevlerini yapan Polisler niçin görevlerinden alınıyorlar? Sıradan bir vatandaşın Bacanağı sizinki gibi yakalansa, o polisler yine görevden alınır mıydı? Sizin Bacanak neden çok güçlü?
Ne kadar manidar değil mi? Hadi Binali anlat içini boşalt, ferahla, açıl-açıl.
İnan ki konuşmak sana iyi gelecek!... 

 

GEÇERKEN UĞRADIK
Kamu Başdenetçisi (Bizim adımıza devlet dairelerini denetleyebilecek adam) ve Yargıtay 13. Daire Başkanı, beraberce yola çıkarlar ve Bursa’da bir otelde ailece görüştükleri ve çok güvendikleri Savcı Zekeriya Öz ile tesadüfen karşılaşırlar. Kakara-kikiri, hoş-beş sohbet ederlerken konu-konuyu, laf-lafı açar ve söz aniden Başbakan Erdoğan’ı ne kadar çok sevdiklerine gelir;
Yargıtay Daire Başkanı; “İçinizde canım Başbakanımı en çok ben severim.
Siz henüz onu tanımadan evvel, o benim karşıma AKBİL Bilet Yolsuzluğu Davası için gelmişti. O ne yakışıklılık, o ne delikanlılık, o ne duruştu öyle! O an Başbakanıma vurulduğum andır. Tabii ki hemen beraat etti. Çünkü o dava da
tıpkı bugünküler gibi “Paralel Yapı” tuzağı idi. Şimdi onu Ankara’da yalnız bırakmamak için Daire Başkanı oldum” dedi.

 

Kamu Başdenetçisi; “Başbakanım en çok beni sevmese, bu önemli makama beni getirir miydi? O da beni sever, ben de onu biat aşkıyla severim. Yoluna, yolunu bulmasına canım kurban. Kamu mu, o ne yahu?

 

Zekeriya Öz; “Kimse Başbakanımı benim kadar sevemez. O da en çok beni sever. Arabanız kadar konuşun. Sizin altınıza egzozu patlak yerli araba vermiş. Bana ise zırhlı mersedesi bizzat kendisi verdi, hem de korumalarıyla beraber!
Taa Ümraniye’deki çatı arasında bulunan ve hemen imha edilen el bombalarından beri kendisi beni çok sever. Ben de onu sever-sayarım.
Yolu, yolumdur. Kaybedersek, beraberce yolumuzu buluruz.”

 

Sayın Kamu Başdenetçisi Ömeroğlu ve Yargıtay Daire Başkanı Cirit, yukarıdakileri konuşmak için mi Ankara’dan kalkıp Bursa’ya gittiniz?.
Siz Türk Milletinin zekâsı ile alay etme cüretini kimden alıyorsunuz?
Aklınız ve görev anlayışlarınız size bazı şeyler söylemiyor mu?



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI