Bugun...
KIRILMA TAYYİP


Rifat SERDAROĞLU Serdar' ca
rifatserdaroglu@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 16-01-2014 06:56
     

AKP 12 yıl evvel, çok iyi eğitim almış(!) bir “Ekonomi Yönetimi” kurmuştu.
Faizsiz İslam Bankacılığı uzmanı Cleveland Kemal Abi’nin kaptanlığında, Çıkrıkçılar Yokuşunun genç çıraklarından Ali Babacan ve kuruluşunda büyük katkısı olan ama sonradan AKP’den tüymek zorunda kalan ve bugün
“bunlar çalmaktan başka bir şey bilmez” diyen Abdüllatif Şener.
AKP’nin Ekonomi Bürokratları ise tamamen, İslami Holding ve İslami Bankacılık konularında çalışmış, badem takımındandı.

 

İktidarın ilk yıllarında, dünyadaki nakit bolluğu sebebiyle her şey tıkırında gidiyor görünüyordu. Parası olan, daha çok kazanıyor, zengin daha fazla zengin oluyordu. Uluslararası sermayeye sırtını dayanan hükümet, basını baskı altına alıyor, bağımlı ve korkak basın her gün “pembe dizi” çeker gibi yalan haberlerle halkın kafasını karıştırıyordu. Bu arada Türkiye’nin dev kuruluşları, iki-üç yıllık gelirleri karşılığında peşkeş çekiliyor, finans piyasası, özellikle bankalarımız ve borsamız yabancıların eline geçiyordu. Dünyanın gelişmiş ekonomileri, kendi bankalarına talip olan yabancı sermaye için % 5- % 10 arası bir sınır getirirken, Pakistan bile % 10’ luk bir sınır koyarken, AKP bankalarımızın tamamına yakınının yabancıların eline geçmesine izin veriyordu!
Yönetimi yabancılara geçen bankalar, neredeyse insanlarımıza zorla kredi kartı vermeye, çeşitli tanıtım oyunlarıyla kişisel-konut-araç kredileri adı altında
Türk Milletini borçlandırıyorlardı.
Yapay bir alışveriş pompalanıyor, insanlar borçlanarak ve borcu- borçla kapatmaya çalışarak yaşıyorlardı. Bankalar çok kazanıyor, insanlar el kesesinden borçlanarak vur patlasın-çal oynasın eğleniyorlardı.

 

Bu hayali ve sahte saadet zinciri devam ederken, bizim gibi olayların gerçek yüzünü görenler, yazarak uyarı görevimizi yapmaya çalışıyor fakat özellikle varlıklı kesim tarafından “İktidar Karşıtı” olmakla suçlanıyorduk.

 

AKP İktidarı, “Sağ cep kasa, sol cep muhasebe” anlayışında ısrar ederken bizler ne diyorduk;
*Büyümek için üretmek gerekir.
*Rant Ekonomisi ile tüketim ekonomisi ile ithalata dayalı ekonomik politikalarla bir yere gidemezsiniz.
*Önce ekonomide istikrarı sağlayın ve enflasyonu aşağı çekin.
*İthalatı azaltacak, İhracatı arttıracak bir üretim yapısı oluşturun. Sanayileşmeyi teşvik edin.
*Tasarruf oranını arttıracak tedbirleri arttırın.
*Sahte saadet zincirini sürdürmek uğruna “Dış Ticaret” ve “Cari Açığı” göz ardı etmeyin.
*Dış Krediler alarak ve sıcak parayı içeride tutabilmek için çok borçlanıyorsunuz.
Tüm Cumhuriyet Tarihi boyunca yapılan borçlanmanın 3 katını siz yaptınız.
Bu kredileri-paraları tüketim için değil, üretmek için kullanın, dedik. 

 

Bunları dedik demesin de, AKP ne yaptı?
-Türk Milletinin gözünü boyamaya devam etmek uğruna, Duble Yollar-TOKİ Konutları- Hızlı Tren gibi “güzel” fakat üretimi doğrudan arttırmayan gösterişli yatırımlara hız verdi.

 

Daha sonra, kolunda değeri 700 Bin TL’ lik saat taşıyan, eski Ülkücü yeni Kürtçü Zafer Çağlayan Ekonomi Bakanı oldu. Çağlayan’ın ağzından hep ihracat rakamlarını duyduk. İthalat rakamlarını sürekli görmezden geldi.
Ondan her ay “İhracat Patlaması” hikâyelerini dinledik.
Sonunda 17 Aralıkta öyle bir patlama oldu ki, ekonomik gerçeklerin üzerini örten “Saadet Zinciri Yalanı” yırtıldı, her tarafa yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık kokuları yayıldı. Başbakan’ın oğlu Cumhuriyet Savcısının çağrısına uymadı, babasının arabasında dolaşmaya başladı, Bakanların çocukları hapse atıldı.
Elinizi nereye atsanız, yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık fışkırmaya başladı.
Türkiye, “Hukuk Devleti” ilkesini kaybetmiş durumda. Sokakta “Hırsız Var” diye bağıran kadınlar, polis tarafından derhal gözaltına alınıyorlar. Polislere niçin böyle yapıyorsunuz, diye sorunca; “Başbakan çok alınıyormuş” diye yanıt veriyorlar.

 

Tüm bu çarpıklıklar dünyanın gözü önünde oluyor. Hür Dünya, Türkiye’deki “faşist” uygulamaları dikkatle izliyor. Bu dalgalanma çok hassas bir çizgide duran ülke ekonomisini de olumsuz etkiledi.
Ve dünyanın en büyük 10 ekonomisinin içine girme iddiasında olan
Türkiye Ekonomisi, AKP’ nin işbilmezliği yüzünden, dünyanın en kırılgan
ilk 5 ekonomisinden biri oluverdi.

 

Ekonomi, dünyanın en kırılgan 5 ekonomisinden biri. Türkiye “Dünyada Teröre Destek veren 11 ülkeden biri. PKK, Güneydoğu’da Paralel Devleti fiilen kurma noktasında, El Kaide Güney sınırımızın hâkimi!” Ne AKP imiş be!...
2014 yılı hepimiz için çok zor bir yıl olacak.

 

Ne diyordu “Dünya Lideri” Erdoğan; “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.” Esere bak, hizaya gel;
Yargıçlar- Savcılar, Polise karşılar. Savcı Savcının, Yargıç Yargıcın, Polis Polisin peşinde. Kim kimi yakalarsa. Erdoğan Başbakan değil de sanki tapu memuru imişçesine “Türkiye’de günahsız yere cezaevinde yatan çok sayıda insan var” diyor.
Bakanlar en çok “Çal Kanunum Çal” adlı eseri dinliyorlar. Bir Bakan, oğluna şöyle bağırıyor; “A salak oğlum, ben sana çalma dedim mi, yakalanma dedim. Sen hem çalıyorsun, hem de yakalanıyorsun. Yazıklar olsun sana verdiğim emeklerime…”

 

Sağ cep kasa, sol cep muhasebe, anlayışından “Helal para bankada, haram para kutuda” anlayışına geçen AKP ile ekonomimiz “KIRILGAN” olmuş, ne yazar? Tayyip kırılacağına, Türkiye kırılsın batsın, kimin umurunda?
Delikanlı; Dik dur eğilme, Bekir Bozdağ seninle!...



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI