Bugun...
BİR KARAR VERİN ARTIK


Rifat SERDAROĞLU Serdar' ca
rifatserdaroglu@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 24-01-2014 07:22
     

AKP ve Erdoğan’a güvenip, şu ülke ile veya bu grup ile aramız çok iyi, onlar Türkiye’nin dostudur dediniz mi, ayvayı yediğinizin resmidir.
Günlük hava durumuna bakar gibi her sabah, bugün kiminle küstük, bugün kim hain oldu, bugün kimin ismindeki (a)” harfi (e) oldu diye bakacaksınız.
Aynı durum, Yargıçlar-Savcılar-Polisler ve diğer devlet memurları içinde geçerlidir. Hangi Yargıç iyidir, hangi Savcı paraleldir, durum her gün değişir.
Erdoğan, bu işi o kadar ileri götürmüştür ki, bir gün çok iyi ve dürüst insandır dediği Cami Müezzinini, ertesi gün hain ve düşman ajanı ilan edip sürmüştür!

 

Eyy MMSB’ler, (Muskalı Mübarek Süslüman Bademler) artık bir karar verin!
Kim dostumuz, kim düşmanımız bilelim, ona göre davranalım!

 

Esad, kardeşimizdi. Her gün can-cana, yanak-yanağa-kucak kucağa idik. Nezaketen haber dahi vermeden çat kapı Şam’a, Esad’ın Sarayına giderdik. Emine Hanım, Suriyeli Esma Hanıma, 6 numara örgü şişi ile 72 ilmek atarak kazak örmeyi bile öğretmişti! Esad ve ailesi de, teklifsizce gelip, Fettah’ın otellerinde bedavadan kalıyorlar ve ayaklarını denize sokuyorlardı. Artık iki aile arasındaki “Aile Hukuku”, “Kardeşlik Hukukuna dönüşmüştü!
Erdoğan, meydanlarda nutuk atıyordu; “Biz Esad Kardeşimle bir araya geldik mi? Geldiiik. Tüm problemleri çözdük mü? Çözdüüük. Bizden öncekiler bunu yapabildiler mi? Yapamadılar. Ama bu kardeşiniz bu işi de başardı!
Bir gün Erdoğan öyle bir laf etti ki, Avrupalılar kelimenin tam anlamıyla
“Beyin Mıncıklaması” hastalığına tutuldular. Erdoğan şöyle bağırmıştı;
“Eyy Avrupa, sizin Şengen’iniz varsa, biz de Esad kardeşimle “Şamgen’i kurarız, apışıp kalırsınız, aklınızı başınıza alın!”

 

Aha, bir sabah kalktık, Tayyip 180 derece dönmüş, 40 yıllık Esad, olmuştu hain Esed! Yahu ne oluyor demeye kalmadan, Erdoğan ile Esad birbirine girmişler, yaşadıkları aşk, kan davasına dönmüştü. İki ülke Liderlerinin sözlerine güvenip, Suriye’ye yatırım yapan tomarla işadamımız, kimsesiz çocuk gibi orta yerde kalakaldılar ve battılar. Düzenli TIR seferleriyle, El-Kaide sponsorluğundaki tüm terör örgütlerine, MİT Lojistik Şirketi ile silah taşımaya başladık.
Rekor kırmaya meraklı Erdoğan, kendisine emanet edilen örtülü ödenek harcamalarını 12 yılda, gelmiş geçmiş tüm Başbakanların toplamından daha da yukarı çıkararak “Türkiye Örtülü Ödenek Rekoru” kırdı. (Sürekli Alkışlar)

 

6 ay evvel, Cemaatin düzenlediği 11. Türkçe Olimpiyatları yapıldı. Olimpiyatların kapanış töreninde, AKP’nin Büyük Devlet Adamları konuşmalar yaptılar.
İkisini aktaralım;
Bülent Arınç:
“Tüm Siyasi Hayatımın hülasasını 50 ile çarpın, elde edilen sonuç Cemaatin yaptığı hizmetlerin yanında sıfır kalır!”
Erdoğan:
“Bu hareket, bu gönül davası, bu barış mücadelesi 11 yıl değil, binlerce yıldır devam eden bir hizmettir. Hepinizi tebrik ediyorum.”

 

Hükümetin 6 ay evvel gözyaşlarıyla, salya-sümük ağlayarak kutladığı, tebrik ettiği hizmet hareketi, bir anda Virüs oldu Erdoğan’ın vücuduna girdi, Haşhaşin suikastçısı oldu Bülentçiğime girdi, terör örgütü oldu, paralel yapı oldu yaylı Bekir’e girdi.
Hatta “inlerine girilecek gizli örgüt” bile oldu.
Ben de Erdoğan’a güvenerek kendimi Cemaatin şefkatli kollarına atmayı ve dört-beş ayakkabı kutusu(!) sahibi olmayı planlarken, avucumu yalamak durumu ile karşı karşıya kaldım.

 

Bu niye böyle oluyor? Erdoğan dün dost dediğine bugün nasıl düşman olabiliyor?
İşin ilginç yanı, Erdoğan’ın bir konuda fikri değişir değişmez, nasıl oluyor da tüm AKP’lilerin fikirleri anında değişiyor. Dünyanın kendi etrafında dönme hızından daha çabuk dönme hızına sahip tek parti AKP’dir!

 

Niçin böyle bunlar, sorusunun cevabını günlerce araştırdım, ulemaya danıştım sonunda buldum. Bu sorunun yanıtı iki şıklıdır;
1) Ya bunlar, ağızlarından çıkan ses ile vücutlarının başka bir yerinden çıkan sesi eşit görüyorlar ve sözün önemi yok nasılsa uçar gider deyip, dün ak dediklerine bugün kara diyorlar.
2) Ya da, bunların her yerine dokunabilirsiniz ama paralarına, kutularına, avantalarına dokunmayacaksınız. Paralarına-avantalarına-hırsızlıklarına dokunduğunuz an, dünyanın en kötü kişisi siz olursunuz. Hani bir laf var ya, “canını al ama parasına dokunma” diye, işte tam tamına böyle bunlar!

 

Yoksa 16 Aralık’ta Cemaat-Camia-Hizmet olan kardeşlerimiz, nasıl olur da bir günde virüs- Paralel yapı- terör örgütü üyesi olup-Haşhaşin suikastçısı olurlardı?

 

AKP üst yönetimi, tüm dünyanın hayretle izlediği bir değişim geçiriyor.
Bir taraftan dünyanın en zengin siyasetçileri arasına girip, çoluk-çocuk, torun-torba, akraba-i taallukat, varlıklarına varlık katarken, bir yandan da Katar Şeyhi, Yasin El Kadı ve Rıza Sarraf gibi yeni dostlarla birlikte, Müslümanlığı “Süslümanlık” olarak değiştirip öyle yaşıyorlar.
 

Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Ocak 2014
 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI