Reklam
Bugun...
ALTIN ANAHTAR (2)


Rifat SERDAROĞLU Serdar' ca
rifatserdaroglu@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 13-01-2014 07:16
     

Bu isimle ilk yazıyı 15 Eylül 2010 yılında yani 3 Yıl 4 Ay önce yazdık. Türkiye’nin içine düşürüldüğü sarmaldan nasıl çıkarılacağı konusundaki düşüncelerimizi-görüşlerimizi anlatıp, Türkiye’de siyaseti yönlendirme kapasitesi olan tecrübeli kişilerden “ses” bekledik.
Fakat Türk Toplumunun dinamikleri, duymamayı-görmemeyi tercih ettiler.
2010 yılında, Türk Milletinin ayaklarına dolanan “İhanet Yılanı” şimdi
Türk Milletinin ve Lâik Cumhuriyetin boğazına çökmüş durumdadır.

 

Yolsuzluk-Hırsızlık-Rüşvet-Soygun olayları ortaya dökülen AKP iktidarının, kendi besleyip “canavar” haline getirdiği “Cemaat’i” bahane edip, “Kuvvetler Ayrılığı” ve “Hukuk Devleti” İlkelerini yok edecek uygulamaları gerçekleştirmeye çalışması “Atatürk Cumhuriyetine” vurulacak son darbe çalışmasıdır.

 

AKP ve Erdoğan’ın durdurulamaması halinde, AKPKK şirketi “Federe İslam Devletini” kuracaklar ve Türkiye, Ortadoğu’nun en büyük “Açık Hava Cezaevi” haline dönüşecektir.

 

Soru şu; Türk Milleti, demokratik rejimi koruyarak bu işten nasıl çıkacak?

Çeşitli araştırma şirketlerinin son bir haftada yayınladıkları raporlara göre;
-17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu Haksızlık mıdır?                     HAYIR   % 83
-Abdullah Öcalan İle Görüşmeleri Onaylıyor musunuz?          HAYIR  %  82
-PKK Silah Bırakıp, Sulh İçinde Ülkeden Çıkacak mı?                 HAYIR  %  77
-AKP’nin İnsanların Yaşamına Müdahalesi Azaldı mı?               HAYIR  %  70
-AKP’nin İcraatlarını Beğeniyor musunuz?                                   HAYIR  % 74

 

Bugün Genel Seçim Olsa Oyunuzu kime verirsiniz?
Yandaş Basına göre;                                                                            AKP  %  52
Diğer Basına göre;                                                                               AKP  %  43

Bu rakamları inceleyen biri eğer Türk Milletini tanımıyor ve Türkiye’nin Siyasi yapısını bilmiyorsa, “Böyle saçmalık olur mu? Hem hükümeti beğenmeyip hem oy vermek nasıl olur? Bunlar kafayı mı yediler”, diye düşünmez mi?
Elbette ki düşünür.

 

Bir “Tez” veya “Kitap” konusu olabilecek bu konuyu birkaç satırla özetlemeye çalışalım;
Toplumsal yapıların gelişimine dışardan yapılacak müdahalelerin sonuç vermesi mümkün değildir. Bu tür müdahaleler genelde toplumsal yapıyı kökünden zedeler ve yeni bir yapılanmanın oluşması da çok uzun zamanda gerçekleşir.
Türkiye’nin önemli toplumsal yapılarından biri olan siyaset yelpazesi, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren belli bir gelişim göstermiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren siyaset yelpazesi içinde, CHP devleti ve bürokrasi egemenliğini, 1946’dan sonra sahneye çıkan DP ise halk iktidarını ve liberal ekonomiyi temsil etmiştir.
1960 darbesi ve DP’nin kapatılması ile ortaya çıkan sağdaki bölünme 1965 Genel Seçimlerinde sona ermiş, fakat 1971 müdahalesi ile sağda ikinci bir bölünmeye neden olunmuş ve 1980 darbesine gelindiğinde, yelpazenin Merkez Sağında AP, daha sağda MHP ve MNP gibi partiler, solda CHP ve daha solda İP gibi partiler yer almaktaydı. Yelpazenin sağ ve sol uçlarında yer alan partilerin görünümleri marjinaldi fakat toplumsal denge halen muhafaza edilmekteydi.

 

1980 darbesinde tüm siyasi partilerin kapatılması ve dışardan yapılan bir müdahale ile kurulan MDP ve SODEP’e karşı kurulan ANAP, dört eğilimi de içinde barındırma tezi ile 1983 seçimlerinin galibi oldu. 1983 seçimlerinde alınan sonuç, toplumun askeri idareye karşı olan, demokrasi isteyen kesimlerin yarattığı bir sivilleşme hareketi idi. Tıpkı, 1950 ve 1965 yıllarında
devlet bürokrasisinin egemenliğine karşı çıkılan hareket gibi.

 

2002 seçimlerinde AKP’yi iktidar yapan hareket ise; Koalisyon ortaklarının siyasi beceriksizlikleri, dıştan kurgulanan oyunu görmeyip tuzağa düşmeleri,
Mehmet Şimşek’in sebeplerini çok iyi bildiği ekonomik krizler ve 1995’ten beri büyük değişiklik gösteren ve “yüzen oy” denen % 20’lik bir kesim,
(bu kesim ekonomik sıkıntılardan ve yolsuzluk iddialarından ve medyadan en çok etkilenen gruptur) % 10’luk seçim barajı ve tüm cemaat-tarikat oylarının yönlendirilmesi ile birleşerek yarattıkları dış destekli bir operasyondan ibarettir.

 

AKP daha sonraki seçimlerde bu fırsatı pekiştirmiş, bir taraftan “ben değiştim-milli görüş gömleğimi çıkardım” diyerek Merkez Sağ seçmenini kandırıp oyunu almış, diğer taraftan da “Seçsis” denilen oy kaydırmaya müsait bilgisayar programını sonuna kadar kullanmıştır.

 

AKP’nin bu pejmürde halinde dahi, CHP ve MHP’nin “İktidar Adayı” olacak oy seviyesine ulaşamamaları, CHP’nin %20-25, MHP’nin % 10-15 bandında sıkışmaları muhalefet partilerinin beceriksizliğinin ve Merkez seçmenin bu iki partiye oy vermemesinin kanıtıdır. Kısa dönemde bunun değişmesi mümkün görünmemektedir.

 

İşte “Altın Anahtar” dediğimiz Merkez-Merkez Sağ- Merkez Sol oyları bünyesinde toplayacak siyasi partinin önemi burada ortaya çıkmaktadır.
Merkezdeki seçmen ne kadar ısrar ederseniz edin CHP veya MHP’ye oy vermemektedir. Ya sandığa gitmemekte ya da büyük çoğunlukla AKP’ye oy vermektedir.
Türk Milletinin dilinden konuşacak, sessiz insanların sesi ve savunucusu olacak,
“Milli Hassasiyetleri” olan çağdaş, imarcı-inşacı,  Sanayileşmeci bir Merkez Parti, ülkenin tanıdığı, güvendiği, konularında başarılı olmuş, çoğunluğu yeni kişilerden oluştuğunda, tüm toplumun desteğini kazanacak ve Türkiye’ye
Dürüst ve Çağdaş” siyasetin örneklerini verecektir.



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI