Bugun...
TÜRKİYE TARIMDAN NASIL KOPARILDI?


Prof.Dr. Cihan DURA
duracihan@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 07-09-2018 10:00
     

Türkiye tarımsal kapasitesi çok büyük bir ülke… 1990’lı yıllara kadar tarımda 

kendine yeterli 7 ülkeden biriydi. Bugünse tam tersi bir konumda. Hemen bütün 
ürünleri ithalat yoluyla sağlıyoruz. Yabancı ürünler olmasa, aç 
kalacağız.            

Peki, neden bu hale geldik? Bu değişikliğin sebebi nedir?            

Atatürk, yanıtı çoktan vermiş: Bu 
değişikliğin sebebi “durumu düzeltmek için… 
Avrupa’dan öğüt almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yürütmek, bütün 
dersleri Avrupa’dan almak…”  
Bu değişikliğin sebebi “… 
yabancıların öğütleri,… yabancıların 
planları…”                

Emperyalist Batı teknolojik ve ekonomik gücüne dayanarak, içinde bulundukları 
koşullar gereğince,diğer ülkelere hep kendi çıkarlarına uygun politikalar 
dayatmıştır. Örneğin önce, Türkiye’nin bir tarım ülkesi olarak kalmasını 
istemişlerdir. Ancak 1970’li yıllarda tutumları değişti; çünkü Avrupa’nın içinde 
bulunduğu ekonomik koşullar değişmiş bulunuyordu. Tabii ona bağlı olarak 
Avrupalıların görüşleri de, ekonomik anlayışları da değişmişti. Çıkarları bu kez 
Türkiye’yi farklı bir kalıba dökmeyi gerektiriyordu. Hiç vakit yitirmeden 
harekete geçtiler, hem politik, hem de ekonomik açıdan... Bu uğurda, aslında 
nesnel olan “bilim”i bile manipüle etmekten çekinmediler.           

Batı’daki değişiklik acaba hangi değişiklikti? Savaş sonrası dönemde Avrupa 
tarım ve hayvancılık sektörlerine büyük yatırımlar yapmıştı. Çünkü kendine şu 
hedefi çizmişti: Tarımda kendi kendine 
yeterli duruma gelmek
… Bu hedefine 1970’li yıllarda ulaştı.  Derken, o 
hedefi de aştı: Ürün fazlaları vermeye başladı. Dağlar gibi tarımsal ürün 
stokları oluşuyordu. Bunlar eritilmeliydi. O da ancak yeni 
pazarlar 
bulunarak gerçekleşebilirdi (Sanayi Devrimi sırasında da böyle 
olmuştu. O zaman da başta tekstil, dökme demir, demir çelik gibi ürünlerde dış 
pazar arayışına çıkmışlardı.). Avrupa tarımında gerçekleşen atılım ABD’yi de 
etkiledi: Bu dev ülke de giderek artan stoklarla karşı karşıya kaldı, gelişen 
Avrupa tarımı yüzünden. Orada da aynı sorun ortaya çıktı: Stoklar nasıl 
eritilecekti, fazla ürün hangi pazarlara satılacaktı?             

Toparlayalım:            

Batı’da, hem Avrupa’da, hem ABD’nde giderek artan tarım ürünleri stokları 
oluşuyor. Böylece her iki ekonomi de yalnız miktar bakımından değil, maliyet 
bakımından da avantajlı bir konuma geliyor. Başka bir deyişle, AB ve ABD, tarım 
ürünlerini de az gelişmiş ülkelere oranla artık daha bol miktarda ve daha ucuza 
üretmekte. Şu sebeplerden dolayı: Adı geçen ülkeler ileri derecede gelişmiş 
sanayi ve hizmet sektörlerine sahip, tarımda çalışan nüfus oranları çok düşük. 
Yalnız sanayide değil, tarımda da en ileri teknolojileri kullanıyorlar. 
Toprak toplulaştırmasını tamamlamışlar. Birim alanda verim çok yüksek ve giderek 
artıyor. Ayrıca mazot, tohum fide, ilaç, gübre gibi tarım girdileri çok ucuz 
(Örnek: Amerikan köylüsü bir litre mazotu 250.000 liraya alırken, Türk köylüsü 
1.250.000 liraya almakta. Amerika' da elektrik 1.5-2 cent, Türkiye’de 8-9 cent!). 
Bu ülkeler çiftçiye doğrudan mali destek yapacak güçte. İhracat primleri, vergi 
iadeleri ve ihracat destek uygulamaları var.           

Bu koşullarda, doğal olarak, AB ülkeleri ve ABD birbirinin müşterisi olamıyor. 
Öyleyse çözüm üçüncü ülkelerde aranacak. Fazla üretim o ülkelere satılacak. 
Ancak o ülkeler de tarımcı ülkeler, tarımsal üretim belli başlılarında oldukça 
da yüksek düzeyde. Önde gelenleri Arjantin, Brezilya, Meksika, Türkiye,… gibi 
ülkeler. Hepsi de tarımda kendilerine yeterli, hattâ ihracatçı ülkeler 
(Hatırlayalım: Süleyman Demirel başbakanken, “Türkiye 
dünyada tarım ürünü ithal etmeyen, kendine yeterli 7 ülkeden biri” 
diyerek 
övünürdü. Cumhurbaşkanı olunca sesi soluğu kesildi,  hiç ağzına almadı bu sözü; 
çünkü koşullar değişmişti. Türkiye tarımda kendi kendine yeterli ülke olmaktan 
çıkmıştı).

Öyleyse kurnaz Batı ne yapmalı, nasıl bir çıkış yolu bulmalıydı? Çözüm 
gecikmedi. Yukarda vurguladım, bu konuda tarihî deneyimleri de vardı. “Sömürgeci 
ataları”nın hileleri ne güne duruyordu. Nasıl ataları Batı-dışı ülkelerin 
gelişen sanayilerini çökerttilerse, onlar da aynı ülkelerin tarımsal 
kapasitelerini çökerteceklerdi. Eğer bunu başarırlarsa, o ülkeler sanayi 
ürünlerine ek olarak, ihtiyaç duydukları tarımsal ürünleri de mecburen Batı’dan 
satın alacaklardı. Çözüm buydu, gereksindikleri ihracat pazarlarını böyle 
oluşturacaklardı. Konuya Türkiye açısından bakarsak, ABD ve AB’nin (özellikle 
üçlü çetenin: İngiltere-Almanya-Fransa’nın) çıkarları, Türkiye’nin yalnız 
sanayide değil tarımda da, “üretici değil tüketici” konumuna geriletilmesini 
gerektiriyordu. Türkiye 70 milyona yaklaşan  nüfusu ile, yeni tarımsal ürün 
ihracat pazarları peşindeki  Batı’ya iştah açıcı bir ülke olarak görünüyordu. 
Bunların içerde -çoğu İstanbul’da yerleşik olan- işbirlikçileri de var. 
Atatürk’ün “dahilî bedhahlar” dediği kişilerdi bunlar...           

Strateji belirlenmişti. Sıra planın ayrıntılarına gelmişti. Küreselleşme, 
neoliberalizm, serbest rekabet, özelleştirme gibi kavramları, içeriklerini kendi 
çıkarlarına göre doldurarak piyasaya sürdüler. Bu fikirlerin propagandasını 
yalnız kendi sözde bilim adamları ve kurumlarıyla değil, bizatihi az gelişmiş 
ülkelerde elde ettikleri, kendi taraflarına çektikleri ya da kandırdıkları 
kimseler ve kurumlar vasıtasıyla yaptılar. Elverişli politikalar yoluyla, diğer 
az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de -iç bedhahlarla işbirliği 
yaparak- tarım sektörünü çökertmeye, tarımsal kapasite ve potansiyeli yok etmeye 
koyuldular. 

Yapılan korkunç hatânın sonucunu ise 50 yıl sonra fark ediyoruz: Buğdayı, 
meyveyi, hayvanları, kuru yemişi bile dışardan, yabancı ülkelerden satın 
alıyoruz.

Bir tarım cenneti cehenneme çevrildi.

Türkiye’yi bu hale getirenlere hesap da soramıyoruz.

 

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI