Bugun...
Ormanda Başına Poşet Geçirilmiş Halde Ölüsü Bulunan Genç Kimdi?


Müyesser Yıldız
 
 
facebook-paylas
Tarih: 13-01-2019 13:33
     

Geçen ay başında Türkiye gündeminde pek yer almayan bir darbe davasındaki ilginç gelişmeleri aktardık.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve “SUTASAK- Subay Temel Askerlik ve Subaylık Anlayışı Kazandırma” olarak bilinen davada, 15 Temmuz gecesi Kara Harp Okulu'ndan, Genelkurmay'a götürülen öğrenciler ile burada subaylık eğitimi gören kursiyerler yargılanmıştı. 164 sanıktan 156'sı öğrenciydi. Bunların da 100'ü 2-3 aydır burada eğitim gören kursiyerlerdi. Ağustos ayında teğmen olacaklardı.

Sadece 3 celse yapılan, 7 Şubat 2018'de sonuçlanan davada, sanıklardan 4'ü ağırlaştırılmış müebbet, 60'ı müebbet hapis cezasına çarptırılırken, 100 kursiyer hakkında beraat kararı verilmişti.

Müebbet hapis cezasına çarptırılan 60 sanıktan 56'sı da öğrenciydi. Duruşmada, Genelkurmay'daki mescidin imamı, öğrencilerin o gece mescide sığındığı, buradan hiç çıkmadan korku içinde bekledikleri yönünde ifade verdiği halde bu cezaya çarptırıldılar. Gerekçe, mesela kardeşinin telefonunda ByLock çıkması veya ana-babasının Bank Asya'da hesabının olmasıydı.

Bu durumda darbeden değil de örgüt üyeliğinden ceza almaları gerekiyordu, değil mi? Ama öyle olmadı. Çünkü gerek bugün Yargıtay üyesi olan bir Savcı tarafından hazırlanan iddianamede, gerekse de yargılama aşamasında, “örgüt üyeliğinden” cezalandırma talebinde bulunulması unutulmuştu!..

Davanın başka detaylarına girmeden, beraat edenlerin durumuna dönelim.

Mahkeme, “Okuldaki tüm kursiyer subayların rütbeli askeri personel tarafından toplanıp, 'okulun artık güvenli olmadığı ve güvenli bölgeye tahliye edilecekleri' söylenerek, 15'er kişilik gruplar halinde helikopterle saat 02.00-03.00 saatleri arasında Genelkurmay kışlasına götürüldüklerini, ayrıca kursiyerlerin büyük bölümünün silahında şarjör dahi bulunmadığını” vurgulayarak, bu kararı verdi ve hepsi aynı gün tahliye edildi.

Sonrasında geçen ayki yazımızda aktardığımız gibi, örneği görülmemiş şöyle bir gelişme yaşandı:

Dosya İstinaf Mahkemesi'ne gitti. 19. Ceza Dairesi, başvuruyu kabul edip, davanın duruşmalı görülmesini kararlaştırdı. Karar, taraflara tebliğ edilirken, Sincan'dan önce Aralık, ardından 7-15 Ocak 2019 tarihleri için duruşma salonu istendi. Sanıklar ve avukatları bu duruşmaya hazırlanırken, birden bire İstinaf Mahkemesi'nin temyiz başvurusunu “esastan” reddedip, 64 sanığın cezasını onadığı açıklandı.

Son durum ise şu:

İstinafın kararında, beraat eden 100 kursiyerin durumuna ilişkin bir bilgiye yer verilmedi. Beraatler onandı mı bozuldu mu, dosyaları ayrıldı mı ve yeniden yargılama olacak mı olmayacak mı, halen belirsiz.

-Denizli'deki Feci Ölüm-

Davayı burada noktalayıp, geçen hafta bugün bazı internet siteleri ve birkaç gazetede yer alan bir habere geçelim.

“Denizli'de korkunç olay! Ormanda başına poşet geçirilmiş halde bulundu... Ormanda vahşet: Kar topu oynamaya gelenler buldu... Denizli'de bir kişi ormanda ölü bulundu...” başlıklarıyla aktarılan Anadolu Ajansı mahreçli haber şöyleydi:

“Denizli'de bir kişi ormanda başına poşet geçirilmiş şekilde ölü bulundu. Çamlık Parkı'na kar topu oynamaya gelenler bir ağaca yaslanmış halde hareketsiz bir kişiyi görünce durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde Nevzat Atik'in (27) hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan incelemede, başına poşet geçirilmiş Atik'in yanında çakmak bulundu. Cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından, Atik'in cesedi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Pamukkale Üniversitesi Hastanesi morguna gönderildi.”

 Ormanda başına poşet geçirilmiş halde ölüsü bulunan Nevzat Atik kim miydi?

Maalesef yukarıda özetlediğimiz dava kapsamında 18 Temmuz 2016'da tutuklanıp, 19 ay hapiste yattıktan sonra hakkında beraat kararı verilen kursiyerlerden birisiydi.

İddianamede, adı sadece bir yerde geçiyordu; Şüpheliler listesinde, 123'üncü sırada... İfadesi bile yoktu...

12 Ekim 2017'de verilen esas hakkındaki mütalaada ise yine sadece savunmasını 1 Şubat 2018'de yapacağı yazıyordu...

Merhum Atik, tutukluluğunun 10'uncu ayında Mahkeme huzurunda yaptığı ilk savunmasında neler mi söylemişti? Özetle şunları:

“Sayın Başkan, değerli üyeler; Ben Nevzat Atik. 1991 yılında Denizli'de doğdum. İlkokulumu Hacı İbrahim Demireren Cumhuriyet İlköğretim Okulunda, liseyi Denizli Anafartalar Lisesinde Okudum. 2010'da Sakarya Üniversitesi Coğrafya Bölümünü kazandım. 2014'te mezun olup formasyon eğitimimi aldım. Babam inşaat ustası müteahhit. Annem emekli ev hanımıdır. Olay günü 21:30'da içtima alındı. Afyon gezisi ile ilgili bölük komutanımız Sefa Özkan bilgiler verdi. Ben Sefa Özkan'ın emriyle gezi için ayrılan yiyecekleri, içecekleri almak için kumanyaların olduğunu yerde bekliyordum. Bu sırada Önder Biberoğlu, 'silah başına' diyerek, alarm verdi. Daha önce de bir çok defa alarm verilmişti. Gene tatbikat olduğunu düşündüm. Rastgele şarjörsüz bir silah aldım. Otopark bölgesinde toplandık. Orada ilk defa gördüğüm üst rütbeli komutanlar vardı. Bir tanesi olağanüstü bir durum olduğundan bahsetti. Yeterli hukuk bilgim ve askeri tecrübem yoktu. Her şey çok karışıktı, bilgi kirliliği vardı. Ne olduğunu kavrayamadım. Daha sonra yemekhaneye gittik. Oradan tören alanına geldik. Okulun güvenli olmadığı, daha güvenli bir bölgeye götürüleceğimiz söylendi. Helikoptere rastgele bindik. Genelkurmay'a gittik, ancak ben nereye gideceğimizi bilmiyordum. Genelkurmay olduğunu saatler sonra fark ettim. Orada sabaha kadar bekledim. Hiçbir kanunsuz olaya karışmadım. Aklımda hep kaçmak vardı. Ama sabaha kadar fırsat bulamadım. Yanımızda tanımadığım rütbeliler vardı. Ara ara havaya ateş ediyorlardı. Bir ara oraya gelen Uzman Çavuş ya da erin yanındaki aynı rütbedeki kişiye, 'bugün en az 50 kişiyi vurdum' dediğini duydum. Şaka mı söylüyor bilmiyorum. Ancak görsem hatırlayamam. Sabah saatlerinde Kudret Türkarslan kursiyerlerin bir binada toplandığı söyledi. Bunun üzerine oraya gitmeye kalktım. Ancak rütbeliler engelledi. Daha sonra gizlice kaçtım. Oradan da Polis Akademisi'ne demirlerden atlayarak, sığındım. Birçok arkadaşımın yaşadığı kötü muameleye ben de maruz kaldım. İddianamede genel bir suçlama yapılmaktadır. Şahsıma yönelik bir suçlama yoktur. İsmim sadece ilk bölümde sanıklar listesinde geçmektedir. İddianamede silahların kasıtlı olarak rastgele verildiği söylenmekte, ancak Kara Harp Okulu'ndaki eğitimimizde her zaman rastgele aldığımız bilinmemektedir. Silahım boş ve şarjörsüzdür. Kimseye ateş etmedim. Başka hiçbir silah kullanmadım. Kimseye doğrultmadım. Darbeye destek verecek hiçbir eylemde bulunmadım. Kaçma fırsatım olmadığı için kaçamadım. Yanımda cep telefonum yoktu. Kim darbeci, kim Fetöcü, kim devlet millet yanlısı belli değildi. Okulun hazırladığı idari tahkikattan da anlaşıldığı gibi, güvenli bir bölge denilerek kandırıldık. Helikoptere can güvenliğimiz için bindik. HTS kayıtlarım temizdir. Fetö terör örgütü ile bir bağım yoktur. Bylock kullanmadığım raporlarda sabittir. Hiçbir Fetö kuruluşunda çalışmadım. Yapılan incelemede silahımın temiz olduğu anlaşılmıştır. 1 Dolarım yoktur. Bankasya ile bir alışverişim hiç olmadı. Ailemden, akrabalarımdan Fetö terör örgütü ile bağlantısı olan, ihraç olan ya da işlem yapılan hiç kimse yoktur. Hiçbir adli kaydım bulunmamaktadır. Aleyhime hiçbir delilin bulunmaması 10 aydır tutukluğum ile yaşadığım mağduriyetin giderilmesini, önce tahliyemi, sonra da beraatimin verilmesini yüce mahkemeye arz ederim.”

-İntihar mı?-

Nevzat Atik, Pazartesi günü toprağa verildi. Cenazesine birlikte hapis yatıp, birlikte beraat ettiği birkaç arkadaşı katıldı.

Anlattıklarına göre, beraat ettiği halde hep dışlanmış, “FETÖ'ü, darbeci” gözüyle bakılmış... Civar illerdeki otellerde garsonluk yapmış... İş isterken, durumunu gizlememiş...

Önce, intihar edecek bir yapısı olmadığı halde “Dayanamadı, intihar etti” diye düşünmüşler... Ama sigara kullanmayan biriyken, yanında çakmak bulunması, başında poşet olması soru işaretlerine yol açmış...

Şimdi herkesin adli tıptan gelecek raporun sonucunu beklediğini belirtip, bu drama bir arkadaşının şu notuyla dikkat çekmekle yetinelim:

“30 Ağustos 2016'da teğmen olacaktı Nevzat. 15 Temmuz'da komutanları tarafından öğrenci arkadaşları ile birlikte Kara Harp Okulu'ndan helikoptere bindirildi. Okul bombalanıyordu, okul güvensizdi. Daha güvenli bir yere götürüldüklerini sanıyorlardı. Komutanları öyle söylemişti. Genelkurmay binasının ortasına, ateşin içine attılar hepsini. Korkmuşlardı. Polisle iletişime geçtiler, kandırıldık dediler, polise sığındılar. 16 Temmuz sabahı gözaltına alındılar, apar topan Sincan Cezaevi'ne atıldılar. Ben suçsusuz dedi Nevzat, duymadılar. 19 ay süren yargılama sonunda 7 Şubat 2018'de beraat etti. 19 ay boyunca 15 günde bir yalnızca 10 dakika duydu sevdiklerinin sesini, yalnızca 35 dakika görebildi onları, görebilirse. 19 ay sonra dışarı çıktı Nevzat. Subay olacak adam, işsizdi. Askeri okullar kapatılmış, sözleşmesi fesh edilmiş, çok sevdiği mesleği elinden alınmıştı. Hayata tutunmaya çalıştı, ama başaramadı. 6 Ocak 2019'da cansız bedeni bulundu. Aklındaki 'Ne olacak bizim halimiz?' sorularıyla, içindeki sıkıntılarla, sırlarıyla gitti Nevzat!..”

 

Müyesser YILDIZ
            13 Ocak 2019

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI