Reklam
Bugun...
Kilis Füzeleri ve IŞİD Saldırılarının Ardındaki 5 Yıllık Plan!..


Müyesser Yıldız
 
 
facebook-paylas
Tarih: 04-05-2016 14:29
     

Kilis'i Nobel ödülü almaya hazırlıyorlardı, roket ve füzeler şehri oldu. Bölücü terör örgütü PKK Ankara'dan sonra Soma'ya, Bursa'ya, IŞİD ise Gaziantep Emniyet Müdürlüğü'nün kapısına kadar dayandı.

Türkiye, PKK'nın Suriye kolu PYD-YPG'ye operasyon için “müttefiklerden” izin istiyor, IŞİD'e karşı kara harekatı düzenleme konusunda ise BM ve NATO kararı, ayrıca koalisyon güçlerinin desteğini şart koşuyordu. Bilumum koalisyon güçleri ve dahi Rusya, “PYD müttefikimiz... Kara gücümüz” deyince, kalakaldık.

Kilis'e saldırılar, özellikle de Halep'te yaşananlardan sonra şimdi ciddi biçimde IŞİD'le mücadele için Suriye'ye kara harekatını konuşuyoruz. Nitekim Başbakan Ahmet Davutoğlu dün Al Jazeera'ya verdiği röportajda, Türkiye'nin uluslararası mutabakatı tercih etse de gerekirse tek başına kara gücü gönderebileceğini açıkladı. Davutoğlu şunu da söyledi:

“Aslında BM tarafından alınan çok sayıda karar var IŞİD ile mücadele konusunda. Dolayısıyla gerek nefsi müdafaa, gerek IŞİD ya da diğer terör grupları ile mücadele perspektifinden bu kararlar şimdiden bize meşruiyet sağlıyor.”

IŞİD'le kara savaşı noktasına “mecburen” mi geldik, yoksa Suriye'de “iç savaş” başlatıldığından beri ABD'nin gerçekte planladığı bu muydu? Süreci adım adım anlatalım, kararı siz verin.

ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde “Arap Baharının” organize edilmesinde etkili ve yetkili isim olan Anne-Marie Slaughter 16 Mayıs 2012’de Financial Times’taki yazısında Suriye’ye dair “olası çözümleri” sıralarken, Türkiye’den beklentileri de aktarıp, “Türkiye sınırında bir tampon bölge mi? Türkiye, Suriye’ye birlik göndermeyi istemiyor...” dedi.

Geçen Aralık sonunda “Gölge CIA” olarak bilinen ABD düşünce kuruluşu Stratfor'un yayınladığı 2016 raporunda, Ankara'nın IŞİD’i temizlemek, Sünni Türkmenler ile Arapların kendisine güvenini arttırabilmek, aynı zamanda bu bölgedeki “Kürt güçlerinin” yayılmasını kontrol altında tutmak için Suriye'ye askeri operasyon yapacağı öngörüsünde bulundu. Raporda Türkiye ile ABD'nin, Suriye'de IŞİD’e karşı koalisyon güçlerine Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’ın yanı sıra Mısır ve Ürdün gibi diğer Arap ülkelerini katmaya çalışacağı da öne sürüldü.

Gölge CIA'nın bu “öngörüleri” ve Suudi Arabistan öncülüğünde İslâm Ordusu kurulması, Musul'daki Beşika Kampı, Katar'da üs, Birleşik Arap Emirlikleri ile sıkılaşan ziyaret trafiği ne kadar örtüşüyor, değil mi?

Takvimler 26 Şubat'ı gösterdiğinde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye’ye kara harekâtı konusunda bazı Arap ülkeleriyle ön görüşmeler yaptıklarını söyledi.

8 Mart'ta CNN International'a konuşan Başbakan Davutoğlu IŞİD'e karşı operasyona ilişkin olarak, “Bütün bu yükü yalnızca Türkiye alamaz. Hava harekâtı ve kara birlikleri de dahil olmak üzere entegre edilmiş bir saldırı stratejisine ihtiyacımız var. Türkiye, bu konuda elinden geleni yapmaya hazırdır” dedi.

Davutoğlu 26 Mart'ta Ürdün'e giderken de şunları söyledi:

“Musul-Halep hattının kuzeyindeki bütün bölgeler Türkiye için bir güvenlik kuşağı oluşturmaktadır. Güvenlik riski de güvenlik kuşağı da oluşturmaktadır. Yani Irak'ta Musul, Suriye'de Halep, kuzeyindeki her türlü boşluk ya DAEŞ terör örgütü ya da PKK terör örgütü tarafından dolduruluyor. Oralarda bu boşluğun oluşmaması için kahraman Silahlı Kuvvetlerimizin oradaki mevcudiyeti hem bu kardeş ülkelerin halklarına verilen bir destek, hem de Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya dönüktür.”

Davutoğlu'nun 29 Mart'ta Ürdün'den dönerken yaptığı açıklama ise şöyleydi:

“Şu anda Ortadoğu’nun kaderi iki şehrin elinde; Musul ve Halep. Halep’i rejim veya DAEŞ kontrol altına alırsa bir daha Suriye için umut kalmaz. Musul’da da DAEŞ devam ederse Irak kolay kolay istikrara kavuşmaz. Mesele iki şehrin ne zaman kurtulacağı değil de kimler tarafından kurtarılacağı. Musul’u Musullular kurtarılmalı. Başika Üssü’nü de bunun için kurduk. Lazkiye, Halep, Musul, Süleymaniye’nin kuzeyi Türkiye için bir güvenlik alanıdır. Buradaki her şey bizi ilgilendirir.”

-Erdoğan'ın ABD Gezisi Öncesi ve Sonrası-

“Obama ile görüşecek mi, görüşmeyecek mi?” tartışmalarının ön plana çıkarıldığı Erdoğan'ın Washington ziyareti öncesi Ankara'ya gelen ABD heyetinin, Türkiye'nin, “YPG Fırat'ın batısına geçemez” şeklindeki kırmızı çizgisini yumuşattığı duyuruldu.

Nitekim Erdoğan'dan önce ABD'ye giden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “PYD için ABD'ye küsmeyeceklerini” bildirirken, IŞİD konusunda, “ABD’nin üçüncü ülkelere muharip asker göndermeme kararını anladıklarını, ancak IŞİD’e karşı 65 ülkenin olduğu bir koalisyonda sadece Türkiye’den kara askeri göndermesinin beklenemeyeceğini” söyledi.

Erdoğan-Obama görüşmesinden sonra ABD tarafı, Türkiye'nin, “YPG'yi vururuz” söyleminde yumuşama olduğu bilgisini verirken, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “O detaylara girilmedi” dedi.

Önce geziyi izleyen Hürriyet'ten Verda Özer 5 Nisan'da, görüşmelerde Türkiye'nin, “Gelin PYD'den vazgeçin. Onun yerine biz, desteklediğimiz Arap ve Türkmen gruplarla birlikte IŞİD'e karşı karada savaşalım. ABD de havadan destek versin” teklifinde bulunduğunu yazdı.

İki gün sonra Al Jazeera, ABD ve Türkiye'nin Suriye’nin kuzeyindeki bölgeyi IŞİD’den temizlemek için yeni bir formül üzerinde çalıştığını duyurdu. Al Jazeera'nın iddiasına göre, Türkiye PYD'nin Frat’ın batısına geçmesine izin verecek, bunun karşılığında Türkiye sınırında Özgür Suriye Ordusu desteklenecekti.

Özer'in de Al Jazeera'nın de bu iddiaları yalanlanmadı.

25 Nisan'da yapılan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş'a, “TSK'ya ait kara unsurlarının sınır ötesine geçip, geçmeyeceği” soruldu. Kurtulmuş, “Gerekli bütün tedbirler alınıyor, müzakere ediliyor” karşılığını verdi.

İki gün sonra Yeni Şafak'tan Mehmet Acet, “TSK'nın tek başına da olsa kara unsurlarıyla Suriye'ye girip güvenli bölge oluşturması fikrinin son günlerde üzerinde daha ciddi durulan bir konu haline geldiğini” belirterek, şunları yazdı:

“Kilis'te olup bitenler, Türkiye'nin 'meşru savunma hakkını' kullanma anlamında elinin daha da sağlamlaştığını gösteriyor. Uluslararası hukuk bağlamında Temmuz ayından bu yana Ankara'da karar verme noktasında gidip gelinen bir nokta var. O da şurası: Türkiye'nin böyle bir harekat için BM Güvenlik Konseyi'ne sınırlarını savunma hakkını kullanarak müdahale edeceğine dair bir bildirimde bulunması yeterli olabiliyor. Uluslararası hukuk bu hakkı her ülkeye olduğu gibi Türkiye'ye de tanıyor. Gelinen noktada bunun ne kadar haklı olduğunu anlatabilecek yeterli enstrümanlara da sahip olunduğu ortada.”

Acet'in bu iddiaları da yalanlanmadığı gibi, aksine dün Başbakan Davutoğlu'nun Al Jazeera'ya verdiği röportajda görüldüğü gibi neredeyse kelimesi kelimesine doğrulandı.

Acet yazısının devamında, “Haftaya Washington'a gidecek olan Başbakan Davutoğlu'nun Obama ile yapacağı görüşmeyi iyi izlemek gerekiyor” da demişti. Beklenen o görüşme “Obama'nın programı uygun olmadığından şimdilik randevu ayarlanamadığı” gerekçesiyle gerçekleşmedi, ama Davutoğlu galiba Al Jazeera üzerinden “beklenen” haberi gönderdi.

-Obama'nın Beklediği Ordu Türk Ordusu mu?-

Washington'un “randevu ayarlanamadığı” duyurusu ile Davutoğlu'nun dünkü Al Jazeera açıklaması arasında Obama cephesinde yaşananlara da bakalım.

10 gün kadar önce İngiltere'ye giden Obama, şunları söyledi:

“Suriye topraklarında güvenli bölgeye itiraz etmemin sebebi ideolojik değil. Mesele, insanlara yardım etmek ve onları korumak istememem değil. Mesele, bunun nasıl yapılacağı. Güvenli bölge Suriye’nin büyük bir parçasını ele geçirecek bir ordu olmadan kurulamaz.”

Obama BBC'ye yaptığı açıklamada da, “ABD, İngiltere ya da Batılı ülkelerin Suriye'ye kara birlikleri gönderip, Esad rejimini devirmesi hata olur” dedi.

Obama'nın bu açıklamaları yapmasından birkaç gün sonra Erdoğan Hırvatistan'daydı. Beraberindeki gazetecilere Kilis için atılan adımları anlattı. “Kara harekâtı düşünülüyor mu?” şeklinde bir soru soruldu. Erdoğan, “Güvenliğimizle ilgili gereken her türlü tedbir görüşülüyor. Evvelsi akşam Ahmet beylerin (Davutoğlu) yaptığı toplantı da güvenlik tedbirleriyle alakalıydı. Dönünce kendileriyle konuşacağız” karşılığını verdi.

Erdoğan hafta sonu İlim Yayma Cemiyeti'nde de ABD'nin PYD-YPG konusundaki tutumunu, “Bakın biz PYD terör örgütüdür diyoruz, YPG terör örgütüdür diyoruz. Çok enteresan, Amerika’da Savunma Bakanı ayrı şey söylüyor, öbür tarafta Sözcü ayrı şey söylüyor. Diyor ki; biz YPG’yi, PYD’yi terör örgütü olarak kabul etmiyoruz. Bu nasıl bir şeydir? Kendileriyle konuştuğumuzda bize artık farklı konuşuyorlar, ama bakıyorsunuz ki sırtımızı dönüyorsunuz bunlar farklı şeyler söylüyorlar” diye eleştirdikten sonra noktayı şöyle koydu:

“Öyleyse bu millet kendi göbeğini kendisi kesecektir, bunun başka çaresi yok.”

Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz, öyle mi? Acaba kimler adına?..

“Bizi terörle terbiye edemezler” diyorlardı...

Sahipleri aynı olan; Bir yandan PKK, öte yandan IŞİD terörüyle, daha 2011'de planlanan, bizimkilerin yine “kandırılmak” suretiyle dahil olduğu hedefe adım adım böyle çekildik.

Sadece içerde değil, dışarıda da Türkiye için savaş tamtamları çalıyor.

Bizlerse hep birlikte Ankara'daki “iktidar savaşlarına” kilitlendik. Ankara'da savaş yok mu; Var, hem de çok kanlı ve önemli... Lâkin, Musul-Suriye hazırlıkları, AB ile “mülteci pazarlığındaki” vahim kayıplarımız, Rum kesimine vizeyi kaldırarak, “Kıbrıs'ta sona doğru” bir adım daha atılması ve NATO'daki İsrail vetomuzu kaldırdığımız iddiası gibi acil ve hayati sorunlarımız ne olacak?

Önce “laiklik”, sonra “saray darbesi” tartışmaları...

Bunların bir sebebi de, “Türkiye'nin uçuruma yuvarlandığını zinhar duymayın, görmeyin, konuşmayın” olabilir mi?

Müyesser YILDIZ

4 Mayıs 2016

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI