Bugun...
İlk Kez İtiraf Etti: Bile Bile Aldandık!..


Müyesser Yıldız
 
 
facebook-paylas
Tarih: 23-06-2016 16:33
     

Cemaatin ülkenin tüm kılcal damarlarına sızarak, “paralel devlet” kurduğunu, 17/25 Aralık operasyonlarından sonra anlayıp, “Safmışız, aldatıldık” dedi. İnandık!..

Bölücü terör örgütünün “Çözüm sürecini, silah stoklama sürecine çevirdiğini”, PKK-HDP'nin, “Seni başkan yaptırmayacağız” demesinden sonra görüp, “İstismar edildik” dedi. İnandık!..

AB'nin 43 yıldır Türkiye'yi oyalamasına, vizesiz seyahat konusunda doğrudan kendisinin hedef alınmasından sonra isyan bayrağı açtı. Ama ilk kez, “Aldatıldık, istismar edildik, safmışız” yerine, “Müslüman ülke olduğumuz için bizi almayacaklarını açık açık söylediler. Biz yine de bakalım, bir samimiyet testidir diye bu yola girdik” diyerek, bile bile aldandıklarını itiraf etti.

Peki bu itirafa da inanalım mı?

-Türkiye'nin Derisini Yüzeceğiz Diyene Cumhuriyet Nişanı Takmadılar mı?-

Erdoğan'ın çok değil, 10 gün kadar önce yine bir iftar nutkunda, “Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğini stratejik bir hedef olarak görüyoruz” dediğini es geçip, dün Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde yaptığı konuşmayı cümle cümle analiz edelim.

İngiltere'ye şöyle çattı:

“Bize sinyal gönderiyorlar, 3 bin yılına kadar Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi mümkün değil. Hani biz bir araya geldiğimiz zaman sen böyle konuşmuyordun ya Cameron, böyle demiyordun bize. Hep bize söylediği şuydu: Her zaman yanındayız, bir an önce Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi için her türlü gayreti gösteriyoruz. Ne oldu şimdi?”

Bir şey olmadı. Emperyalistler emperyalistliğini yaptı, alacaklarını alana kadar yüzünüze güldü, “destekliyoruz” dedi, hepsi bu.

Kaldı ki, Türkiye'yi A'dan Z'ye teslim alan, karşılığında müzakerelerin ucunu açık bırakarak, tam üyelik hayallerini bitiren AB Müzakere Çerçeve Belgesi'ni imzalamanızı sağlayan dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Türkiye için açık açık, “Biz ayının derisini öldürmeden yüzeriz” demedi mi? Ve Cumhurbaşkanınız Gül, bu zata Cumhuriyet nişanı takmadı mı?

-Kaç Kere “Almayacağız” Demediler mi?-

Erdoğan'ın sözlerine devam edelim. AB'ye şunları sordu:

“Türkiye’ye resmen sene 63, söz verdiniz, sene 2016 53 yıl geçti, hala oyalıyorsunuz. Niye oyalıyorsunuz?.. Ben kendilerine hep dedim, ya bizi almayacaksınız söyleyin, alacaksanız da bu işi bitirin. Ne evet, en hayır dediler bugüne kadar, hep bizi oyaladılar.”

Hızlıca bir hafıza tazelemesi yapalım.

Türkiye-AB ilişkilerinde ilk dönüm noktası, AKP'nin iktidara geldiği 2002'nin Aralık ayında yapılan Kopenhag Zirvesiydi. Bu zirvede, Rum kesimi AB üyeliğine alındı. Erdoğan ve Gül ikilisi bunu, “Türkiye'ye 2004'te müzakere tarihi vereceğiz” vaadi karşılığında veto etmedi.

Bu zirvenin perde arkasında neler yaşandığını 4 ay sonra Danimarkalı bir gazeteci belgeledi. Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, Danimarkalı mevkidaşına, “Türkiye'yi önce uyutalım, sonra unutalım” diyordu.

17 Aralık 2004 Zirvesi'ne gelindiğinde alınan kararlar, Türkiye'nin hiçbir zaman “tam üye” yapılmayıp, sadece AB'ye “demirleneceğini” gösteriyordu. Erdoğan zirveden iki gün önce, “Türkiye, Türkiye olmaz. Yok demirleme, sınırlamalar. Böyle şey olur mu? Bunu söylemeye ve istemeye ne hakkınız var? Türkiye seçeneği ve imkanları çok geniş olan bir ülke. Bunu Avrupa’nın da görmesi lazım” restini çektiği halde, o kararlar kabul edildi. AB’ye girmişiz gibi sevinip, “Değişen dünya şartlarında, ülkelerin kırmızı çizgilerinin olamayacağını” söyleyen Gül de, “Türkiye’nin AB’ye demirlenmesi” ifadesini kendisinin koydurmasıyla övündü.

AB'yi girmişiz gibi, Ankara'da gündüz gözüyle havai fişek gösterisinin yapılmasını sağlayan bu zirveydi.

Dahası, Almanya Başbakanı Merkel defalarca “Türkiye'nin tam üyeliğine karşı” olduklarını açıklamadı mı? Dönemin Dışişleri Bakanı Gül'ün Romanya Dışişleri Bakanına, “Hayalci değiliz, zorluklarımızı biliyoruz. Üyeliğe hazır hale gelmek için 40 yıl bile bekleyeceğimizin farkındayız. Yeter ki, bizi şu müzakere kararı eşiğinden geçirin, sonra sorun çıkarmayız” sözü verdiği ortaya çıkmadı mı?

-20 Yıl Önceki Noktaya Dönüş-

Erdoğan'ın dünkü konuşmasında en çarpıcı kısım şuydu:

“Bugüne kadar bunu pek telaffuz etmiyordum, sadece özel görüşmeler, oralarda konuşuyordum; Ey Avrupa Birliği, siz bizi halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olduğu için kabul etmiyorsunuz, bunun aksini ispat edemezseniz. Ve bunu Fransa’nın eski Dışişleri Bakanlarından bir tanesi bana zaten açık açık söyledi. Sayın Davutoğlu da yanımda, 3’lü olarak görüşüyoruz ve açık açık söyledi, sizi almazlar dedi Avrupa Birliği’ne, boşuna uğraşıyorsunuz. Niye dedim. Müslümansınız dedi. Ya biz de bunu biliyoruz aslında dedim ama, biz yine de bakalım bir samimiyet testidir diye bu yola girdik ve işte 63, şimdi 2016. NATO’da böyle bir yanlış yaptılar, öyle diyorlar, NATO’da bir yanlış oldu, oraya aldık, ama buralarda bu olmaz, yani ayrımcılık bunlarda var.”

Birincisi; Erdoğan “Müslüman olduğumuz için alınmadığımız” görüşünü, ilk kez veya özel görüşmelerinde telaffuz etmedi. Refah Partisi'nde siyaset yaparken, 1996'da, “AB’ye girmek için koşturuyorlar. Onlar bizi almamayı düşünüyorlar. Eee biz de girmemeyi düşünüyoruz. AB’nin asıl adı Katolik Hıristiyan Devletler Birliği’dir” diyordu. 20 yıl sonra aynı noktaya gelmiş oldu.

İkincisi ve daha önemlisi; Bu gerçek yüzlerine söylendiği halde, “Biz de biliyoruz, ama biz yine de bakalım, bir samimiyet testidir diye bu yola girdik” demek, sadece bile bile aldanıp, milleti de aldattıklarının değil, ülkeyi yaz-boz tahtası gibi görüp, yönettiklerinin de itirafıdır.

-Aldanma ve Aldatmaya Devam Referandumu-

Erdoğan'ın konuşmasından son bir bölüm. Dedi ki;

“Biz kalkarız, İngilizlerin yaptığı gibi biz de bir kamuoyu araştırmasına milletimizle gideriz, Avrupa Birliği’yle müzakerelere devam mı, tamam mı diye sorarız, milletim devam derse biz de devam ederiz.”

Bu kadar itiraftan sonra, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

“Devlet, millet benim” diyen, kaç çocuk doğurulacağına bile karar veren birisinin, AB ile müzakereler için “tamam mı, devam mı”yı halka sorması, öncelikle hem sorumluluktan kaçması, hem AB'ye hâlâ bir açık kapı bırakmasından başka bir şey değildir.

Böyle bir kamuoyu araştırması ise sadece şu anlama gelir:

“Aldanmaya ve sizi de aldatmaya devam edelim mi?”

Müyesser YILDIZ

23 Haziran 2016

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI