Bugun...
Ha Siz Amerika'yı Eleştiriyorsunuz Ha Biz!.. Aramızda Ne Fark Var?!.


Müyesser Yıldız
 
 
facebook-paylas
Tarih: 03-12-2018 14:10
     

Hürriyet'ten Abdülkadir Selvi bugün Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın neye kızdığını yazmış.

Selvi, 16-18 Kasım tarihleri arasında Kanada'da düzenlenen Halifax Uluslararası Güvenlik Toplantısı'na katılan Akar'ın buradaki konuşmasında ABD'nin PKK-YPG terör örgütleriyle ilişkisini anlatması üzerine salonda bulunan Amerikalıların yüzlerinin asıldığını aktarmış. Ayrıca Akar'ın, ABD Genelkurmay Başkanı Dunford'u kabulünde Suriye sınırında kurulacak gözlem noktaları konusunda çok sert tepki gösterdiğini, Dunford'un da buna “biraz bozulduğunu” vurgulamış.

Ancak Selvi'nin asıl üzerinde durduğu mesele, Akar'ın orada BBC'ye verdiği röportajda cezaevindeki gazeteciler için, “Hiçbiri gazetecilik faaliyetlerinden dolayı içeride değil” sözü üzerine başlayan tartışmalar. İşte Akar, bu tartışmalardan rahatsızmış.

Selvi'nin aksine bizim üzerinde durmak istediğimiz asıl mesele ise o tartışmalar değil, Halifax'daki konuşma ve görüşmeleri.

-Akar ABD'lilerle Neler Görüştü?-

Akar, kendisine “arkadaşım” diyen ve 15 Temmuz'dan sonra “sesini duymak için” Ankara'ya gelen ABD Genelkurmay Başkanı Dunford'la 18 Kasım'da görüştü. Basına kapalı gerçekleşen ve yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından Akar, Anadolu Ajansı'na açıklama yaptı. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmede, karşılıklı fikir, bilgi ve görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Akar, şunları söyledi:

“PKK'dan hiçbir farkı olmayan terörist YPG'nin buradaki mevcudiyetinin ve özellikle de ABD'li askerlerle beraber oturup kalkmalarının, iş birliği yapmalarının uygun olmadığını, bunun bizi son derece rahatsız ettiğini ve bu ilişkilerin bir an önce kesilmesi hususunu kendilerine tekraren dile getirdik. Bu tahrikkar ve kabul edilemez görüntülerin tekrarlanmaması konusundaki uyarılarımızı yapmak suretiyle onlardan beklentilerimizi ortaya koyduk. Terörist YPG'ye kamyonlarla, tırlarla ve uçaklarla silah ve mühimmatın verilmesinin de ittifak, müttefiklik anlayışına uygun olmadığına, olmayacağına, bunun bizler tarafından kabul edilmesinin de mümkün görülmediğine dikkatlerini çektik. Uyarılarımızı tekrarladık ve ABD'li müttefiklerimizin bu konuda gerekli tedbirleri almalarını ve bir an önce terörist PKK'dan hiçbir farkı olmayan YPG ile olan ilişkilerini kesmelerini beklediğimizi de dile getirdik.”

Terör örgütü YPG'nin güvenlik güçlerine saldırdığını, sivil ve masum halkın ölümüne neden olduğunu ifade eden Bakan Akar, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla böyle bir örgütle müttefikimiz, buradaki stratejik ortağımız ABD'nin, ABD'li askerlerin iş birliği yapmalarının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini de kendilerine tekrar tekrar hatırlattık. Önümüzdeki günlerde yapılacak çalışmalarla ABD'li dostlarımızın bu yanlıştan dönmelerini umuyor, diliyorum.”

Akar'ın bu geniş açıklamasında, Selvi'nin anlattığı ve Dunford'un “biraz bozulmasına” yol açan “Gözlem noktaları” konusu var mı? Yok!..

Devam edelim. Akar, Dunford'dan 1 gün önce ise Halifax toplantısına katılan Savunma Komitesi üyesi olan ABD'li senatörlerle biraraya geldi. ABD'lilerin talebi üzerine gerçekleştiği bildirilen görüşme hakkında da Akar, ABD-YPG ilişkisi ile “FETÖ” elebaşı ve üyelerinin iadesinin masadaki en önemli konular olduğunu kaydetti. Akar, “ABD'nin terörist YPG ile ilişkisinin son derece rahatsız edici olduğunu, bu ilişkiler taktiksel ve geçici de olsa, bunun Türkiye tarafından kabul edilemez olduğunu tekrar tekrar kendilerine ifade ettik” dedi.

Akar'ın görüştüğü o heyette, Rusya'dan S-400 alımına karşı Türkiye'yi F-35'ler konusunda bugün açıkça tehdit eden ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı James Inhofe yoktu, ama aylar önce ABD'nin Türkiye'ye F-35 dahil silah satışını bloke etmesini öngören tasarıyı hazırlayan Senatör Jeanne Shaheen vardı. Hani 25 Haziran seçimlerinden hemen sonra Rahip Brunson'un bırakılması ve S-400 ile F-35'lerin alımıyla ilgili anlaşmazlık konularını görüşmek üzere Senatör Lindsey Graham'la birlikte Ankara'ya gelen, “Türkiye'nin, ABD'nin stratejik ortağı olmaya ihtiyacı var” diye meydan okuyan, Erdoğan'ın AKP Genel Merkezi'nde kabul ettiği ve Ankara'dan Rahibi cezaevinde ziyaret için İzmir'e, oradan da Menbiç'e gidip, “Askeri Konsey” görünümlü YPG'lilerle görüşen senatör!..

Türkiye'ye silah satışının blokesini öngören tasarıyı hazırladığı ortaya çıktığında iktidar medyası, bu senatörün “ABD'deki FETÖ yapılanmasıyla yakın ilişkileri olduğunu” da keşfetmişti!..

Akar, Senatör Jeanne Shaheen'i bulmuşken, F-35'ler meselesini ve “FETÖ” ile ilişkilerini konuştu mu, bilmiyoruz.

Devam edelim.

Akar, Halifax Güvenlik Forumu'ndaki söyleşisinde de Türkiye ile ABD arasındaki temel iki sorunun, “YPG'ye silah verilmesi” ve “Tüm belgeler gönderilmesine rağmen 251 kişinin katili FETÖ'nün iade edilmemesi” olduğunu vurgulayıp, özetle şunları anlattı.

“YPG meselesi bizim için çok önemli. Amerikalı dostlarımız bizim bu konudaki pozisyonumuzu anlamakta biraz zorluk çekiyorlar. Dostlarımızdan da terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadelede kim olduklarına bakmadan hepsine karşı bizimle birlikte olmalarını talep ediyoruz. Önemli olan nokta şu; bu teröristler bizim askerlerimizi öldürüyorlar, masum insanlarımızı öldürüyorlar. O yüzden de dostlarımızın, ABD'nin onlarca, binlerce kamyon dolusu, uçak dolusu silah, cephane ve çeşitli ekipmanları bu terör örgütlerine, YPG'ye göndermesini anlamak bizim için, Türk halkı için ve Türk basını için gerçekten zor. Bu iyi bir durum değil (ABD'li askerlerle YPG'lilerin bir arada yemek yediği fotoğrafla ilgili), biraz empati yapın. Böyle bir durumu anlamamız imkansız. Bu, kritik meselelerden bir tanesi, Amerikalı çalışma arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan bu ilişkiye son vermelerini ve başka bir şey bulmalarını istiyoruz.”

Akar'ın Kanada'da BBC'ye verdiği röportaja geçelim. Burada da ne ABD Genelkurmay Başkanı Dunford'a “gözlem noktaları konusunda gösterdiği tepki”, ne de F-35 meselesinden söz etti.

Halifax toplantısı bittikten 1 gün sonra Milli Savunma Bakanlığı'nın, Akar-Dunford görüşmesine ilişkin yaptığı açıklama ise şöyleydi:

“Bakan Akar tarafından muhatabına, ABD'nin PKK'dan hiç bir farkı olmayan terör örgütü YPG ile olan işbirliğinden duyulan rahatsızlık ile bu işbirliğinin sonlandırılması konusundaki beklentimiz tekraren ifade edilmiştir.”

“Gözlem noktaları”?.. Yine yok!..

-Ne Zaman Kimden Duyduk?-

Peki, ABD'nin Türkiye'ye karşı PKK'yı resmen koruma altına alması anlamına gelen bu gözlem noktaları planını ilk ne zaman ve kimden duyduk?

Akar'ın, Dunford'la görüşmesinden 4 gün sonra ABD Savunma Bakanı James Mattis'den.

Hani Akar Halifax Forumu'ndaki söyleşisinde ABD'li askerlerle YPG'lilerin yemek yemesiyle ilgili, “Amerikalı çalışma arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan bu ilişkiye son vermelerini ve başka bir şey bulmalarını istiyoruz” demişti ya, Mattis de gözlem noktası projesini şöyle açıkladı:

“Türkiye'nin, Suriye sınırında yer alan bir NATO ülkesi olarak kaygılanması için birçok nedeni var. Bu kaygıların hiç birini ciddiye almıyor değiliz. Suriye'nin kuzeyine birkaç bölgede gözlem noktası kuruyoruz. Bu şimdi bir değişikliktir.”

Mattis, bu konuda “Türkiye ile yakın işbirliği içinde olduklarını, hem Ordu, hem Dışişleri'nin Türkiye'ye danıştığını” da vurguladı.

-Akar Ne Zaman Açıkladı?-

Milli Savunma Bakanı Akar'a dönersek, bu konuda ilk kez Mattis'ten 3 gün sonra konuştu. 24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle yaptığı kabulün ardından yine Anadolu Ajansı'na şunları söyledi:

“Kanada'da General Dunford ve diğer ABD'li muhataplarımız ile yaptığımız görüşmeler sırasında ABD'nin Suriye sınırına kurmayı planladığı gözlem noktaları hususu da gündeme geldi. ABD askerleri tarafından Suriye sınırına kurulacak gözlem noktalarının ülkemizdeki algıyı son derece olumsuz etkileyeceğini, burada, 'ABD askerleri bir şekilde terörist YPG'lileri koruyor, onları perdeliyor' şeklinde bir algıya sebep olabileceğini görüşmelerimiz sırasında dile getirdik. Görüşmeler sırasında hem askeri hem sivil muhataplarımıza çeşitli şekillerde rahatsızlığımızı tekrar tekrar ifade ettik. Bu tür uygulamaların bölgedeki karmaşık durumu çok daha karmaşık hale getireceğini düşünüyorum. Dolayısıyla bunlara gerek olmadığını da ifade etmek istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, sınırlarının ötesinden gelebilecek her türlü risk ve tehdide karşı gerekli tedbirleri alacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın. ABD'li müttefiklerimizin PKK'dan hiçbir farkı olmayan terörist YPG'lilerle ilişkilerini bir an önce kesmesini bekliyoruz.”

Bu kadar “uyarıdan” sonra ABD, gözlem noktaları projesinden vazgeçti mi?

Aksine, Akar'ın son açıklamasından 3 gün sonra Suriye'deki IŞİD Koalisyonu'nun ABD'li Sözcüsü Albay Sean Ryan, “Bu noktaları Türkiye'ye kabul ettirdiniz mi?” şeklindeki bir soruyu, “Evet. Türkiye'ye bu konuda tam olarak bilgi verildi” diye cevaplandırdı.

Peki ABD YPG ile ilişkilerini kesti mi?.. Aksine Akar'ın son açıklamasından 6 gün sonra 150 ABD TIR'ı daha Menbiç'e zırhlı araç, tank, mühimmat ve akaryakıt tankerleri götürürken görüntülendi!.. Üstüne ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Türkiye'yi kastederek, “Kimden gelirse gelsin, Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik eşgüdümsüz, tek taraflı askeri faaliyet, özellikle Amerikan askeri personelinin bulunduğu bölgelerde gerçekleştiğinde büyük endişe yaratır. Amerikan askeri personelinin hayatlarını tehlikeye atan eylemler ise kabul edilemez” tehdidi savurdu.

-Biz de Tekrar Tekrar Yazıyoruz-

Akar'ın ifadeleriyle, “ABD'li dostlarımız tekrar tekrar ve tekraren uyarıldı. Yanlıştan dönmeleri umulup, Türkiye'yi anlamaları, empati yapmaları” istendi. En nihayet, “Suriye sınırına kurulacak gözlem noktalarının ülkemizde, 'ABD askerleri, terörist YPG'lileri koruyor, onları perdeliyor' şeklinde bir algıya sebep olabileceği” tehlikesine dikkat çekildi!..

Ama nafile; ABD bildiğini okudu, okuyor!..

Tablo bu iken, daha dün ABD Büyükelçiliği Twitter hesabından, “ABD ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Menbiç'te müşterek devriye faaliyetlerinden birini daha tamamladığı” duyuruldu.

Eşzamanlı olarak Milli Savunma Bakanlığı'mızın Twitter hesabından da benzer bilgilendirme yapıldı.

Şu “uyuma” bakar mısınız?

Netice-i kelam; ABD'nin Türkiye'ye karşı yanlışlarını bizler de “Tekrar, tekrar” yazıyoruz!..

Yetkililerimizin “Tekrar, tekrar söylemleri” ile “tekrar tekrar” yazılanlar arasında sonuç açısından bir fark var mı?

İşte bizler de buna çok üzülüyor, bozuluyor ve kızıyoruz!..

 

Müyesser YILDIZ
             3 Aralık 2018

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI