Bugun...
Genelkurmay’ın Suç Duyurusunda “Köstebek” Listesi Var mı?


Müyesser Yıldız
 
 
facebook-paylas
Tarih: 05-01-2014 16:24
     

Bir ülke düşünün; 

Bir Genelkurmay Başkanı “terör örgütü yöneticiliğinden”  içerde!.. 

“Casus”  olduğu iddiasıyla 1 hafta hapis yatan Donanma Komutanı YAŞ toplantılarına katılıyor. Yani YAŞ’ta bir “casus”  var!.. 

Balyoz davasında 236 askerin, 2003 yılında yapılan seminerde “darbe planladığı”  hükmüne varıldı. Seminere katılan, katılmayan herkes içerde, ama o seminerin koordinatörü şu anda Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı. Yani Cumhurbaşkanını bir “darbeci”  koruyor!..   

İzmir Casusluk davasında onlarca subay, bazı dijital belgelerde adı geçtiği için yıllardır hapiste. O belgelerde MİT’çilerden Merkez Bankası’na 2 bin 500 bürokratın daha adı var. Onlardan birisi de çiçeği burnunda İçişleri Bakanı Efkan Ala. Yani İçişleri Bakanlığı koltuğunda bir “casus”  oturuyor!.. 

Akla ziyan bir tablo. 

Herkes seyretti, şimdi çare aranıyor!..

Çare arayanlardan birisi de altı boşaltılan, tabir-i caizse içi oyulan Genelkurmay Başkanlığı. 

Nihayet “TSK’ya kumpas”  kurulduğu iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu, “yetkisizlik”  gerekçesiyle İstanbul’a havale edildi. 

Suç duyurusu üzerinde adeta koca bir “gizlilik”  damgası var. Genelkurmay Başkanı Özel, bunun sızmaması için talimat vermiş. Bir suç duyurusu niye gizlenir ki?

Askeri çevrelerden, tutuklu askerlerden sordum soruşturdum, ortaya bir yığın iddia ve soru çıktı.
 
En önemli iddia şu:  

Deniyor ki; “Herşey 26 Aralık’taki MGK toplantısında oldu. MİT ‘paralel devlet ve kumpasla’ ilgili detaylı, belgeleri bir sunum yaptı. Genelkurmay, MİT’in verdiği bilgi ve belgelerden sonra o suç duyurusunu hazırladı. Duyurunun ekinde bazı somut deliller, hatta TSK içindeki ‘köstebeklerin” listesi de var...”
 
Doğru olabilir mi? Parçaları birleştirelim:
  
Suç duyurusunun tarihi 27 Aralık, yani MGK’dan bir gün sonra. Tesadüf olabilir mi?    

MGK toplantısında “kumpas”ın görüşülmesiyle ilgili çeşitli haberler sızdı. Bazı gezeteler,“Erdoğan ve Özel toplantı arasında ayak üstü görüştü”  derken, bazıları, MGK toplantısında“kumpas”ın enine boyuna ele alındığını duyurdu. Benim de tespitim, toplantıda tamamen“kumpas”ın görüşüldüğü yönünde. Öyleyse, suç duyurusu “devlet kararıyla”  yapıldı demektir.
 
Genelkurmay Başkanlığı’nın suç duyurusunda; “Adli Kolluk, görev suçu işledi... Savcılar delilleri karattı... Mahkeme heyeti adil yargılamayı olumsuz etkiledi, hukuktaki ‘Silahların eşitliği ilkesi’ni yok saydı...”  şeklinde tespitlerin yer aldığı açıklandı. 

Genelkurmay bunları yazdıysa, elinde kuvvetli deliller olmalı ve bu kadar “gizli”  tutulduğuna göre, muhtemelen bunları Savcılığa da sundu.  

İyi de duruşmalara tek bir gözlemci dahi göndermeyen Genelkurmay bu kesin hükümlere nasıl vardı? Balyoz’daki 236 sanığın dosyaları ne zaman incelendi de (Öğrendiğim kadarıyla sanıkların dosyaları hüküm kesinleşip, emeklilik işlemleri başladığında açıldı),  “adli kolluğun görev suçu işlediğini, savcıların delil kararttığını”  öne sürdü? Tek izahı var; Devletten, mesela MİT’ten bilgi ve belge desteği geldi!..
                         
                 -“Kumpası”  Kim Patlatacak?-

Hasılı Genelkurmay Başkanlığı’nın suç duyurusunun öncesi ve sonrasıyla pek çok sürpriz olaya gebe olduğu anlaşılıyor. 

Bununla bağlantılı, içerdeki ve dışardaki askerlerin “tetikte”   beklediği bir başka gelişme daha var.
 
Olayları ilk günden beri “kurmay”  dikkatiyle izleyip, teşhislerde bulunan ve şu ana kadar hiç yanılmayan bir tutuklu komutanın öngörüsü şöyle: 

“1 hafta, 10 gün içinde muhtemelen Cemaat tarafından ‘kumpasın’ içinde AKP’nin olduğunu gösteren bir belge, ses kaydı veya görüntü yayınlanabilir!..”
 
Akla ilk gelen de Tekirdağ Cezaevi’nde bir başka suçtan tutuklu Orhan Aykut isimli kişinin Ergenekon ve Balyoz davalarındaki sözde belgelerin nasıl ve kimler tarafından hazırlandığına ilişkin iddiaları. Bildiklerini mahkemede anlatmak için dilekçe veren, ama dinlenmeyen Aykut’un iddiaları şöyleydi:  

“Ergenekon soruşturması kapsamında gömülü olarak ele geçirilen silah ve mühimmatları gömenleri biliyorum. Ankara’da 22 katlı bir bina var, İhsan Arslan’a ait. Bu binanın 3. katında çeşitli sahte belgeler hazırlanıyor. Soruşturmaya başlandıktan bir süre sonra bu belgeleri Cezayir’e naklettirdi. Eski Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya belge hazırlanmasında İhsan Arslan’a yardımcı oldu, hatta kimi soruşturmaların iddianame taslaklarını 5. Katta bizzat hazırladı. Zir Vadisinde ele geçirilen silahları, bulundukları yere Ankara İstihbaratında görevli polisler gömdü. 2007 yılında Balyoz soruşturmasında delil olarak kullanılan belgeleri, ağzı kapatılmış bir çuval içinde (geçmişte TSK’dan uzaklaştırılmış) olan uzun saçlı bir binbaşı ve Amerikalı senatör getirerek, İstanbul 4. Levent’teki bir otelde ben de oradayken İhsan Arslan’a teslim ettiler. İçinde Balyoz soruşturmasına dayanak oluşturan belgelerin bulunduğu çuvalı bizzat ben İhsan Arslan’a ait otomobile taşıdım, oradan Ankara’da İhsan Arslan’a ait ofise götürdük, bu belgelere 22 katlı binanın 5. Katında ilaveler yapıldı. Bu belgelerdeki 66 kişinin ismini Abdullah Öcalan verdi. Tuncay Güney’in beyanları da bu binada CD’ye kaydedildi.”

Kurmay subay, “kumpasın patlatılmasını”  Cemaat kanadından bekliyor, ama Erdoğan yanlısı gazete ve yazarların son günlerde Deniz Baykal’a düzenlenen kaset komplosunun üzerine düşmesi de dikkat çekici. Acaba Erdoğan kanadı da “kumpas”ı Baykal üzerinden patlatmaya mı hazırlanıyor?   

                    -Daha Durun!.. İktidar Davaya Müdahil Olacak- 

Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal yeniden yargılama hazırlıklarıyla ilgili olarak bugün şunları yazmış: 

“Kim derdi ki, gün gelecek AK Parti Hükümeti Balyozcuları kurtarmak için harekete geçecek... Rüyada görsem inanmazdım... Ergenekon ve Balyoz davalarında AK Parti iktidarının iradesi inkâr edilemez. Bu davalar üzerinden siyaset de yaptı. Politikalarını, özellikle seçim dönemlerinde propagandasını çete ve cuntalara karşı verdiği mücadele üzerinden yürüttü. Çok eskiyi değil, son 5 yılı konuşuyoruz. Eğer bu davalar olmasaydı ne ayakta kalması, ne de ülkeyi yönetmesi mümkündü. Bu davaları yakından takip eden ve kitaplaştıran bir meslektaşımız AK Parti’den milletvekili oldu. Şamil Tayyar’ı kastediyorum. Bu davaların anlamını en iyi bilenlerden biri o. AK Parti’nin her şeyiyle sahiplendiğinin göstergesi bu. Bugün gelinen noktaya bakın... AK Parti Hükümeti yapacağı yasal düzenlemeyle Balyozcuları ve Ergenekoncuları kurtaracak.... Ergenekoncuları, Balyozcuları kurtarmak AK Parti için sadece dünü inkâr değil, geleceğini de karartmak anlamına geliyor... Bu noktaya kadar savrulmasını anlamak kolay değil. AK Parti yönetimi yarın seçim meydanlarında Ergenekon ve Balyoz konusunda CHP ile aynı noktaya gelmesini nasıl izah edecek? Dün söyledikleri sözler kaybolmadı. O açıklamaların mürekkebi kurumadı. Yarın milletvekilliği listesinde Balyozcuları, Ergenekoncuları da mı göreceğiz acaba? Milletvekilleri nasıl ikna edilecek? ‘Dün dündür...’ mü denecek?”

Bunlar olur mu bilmem, ama Genelkurmay’ın suç duyurusu kabul edilir ve “yeniden yargılama”  yolu açılırsa, şu olur; Milli Savunma Bakanlığı davalara “müdahil”  olarak katılır.
 
Nasıl mı? Tüzel kişiliği bulunmayan Genelkurmay Başkanlığı davalara “müdahil” olamayacağından, Milli Savunma Bakanlığı'nın katılması gerekecek.  

Düşünebiliyor musunuz; Mustafa Ünal’ın da söylediği gibi, “Bu davalar üzerinden siyaset yapan”  AKP iktidarının bir bakanlığı, resmen o davaların tarafı haline gelecek!..

Şunları da soralım: 

Eğer yeniden yargılama yapılırsa;

- Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman’ın Balyoz’da tanıklık yapması sağlanacak mı?

- Başbakan Erdoğan, MİT eski Müsteşarı Şenkal Atasagun’un Ergenekon’da tanıklık yapmasına izin vermemişti. Acaba bu defa verecek mi?

- Ergenekon’da tanıklık yapması kararlaştırıldığı halde, sonradan nedense vazgeçilen AKP Milletvekili Şamil Tayyar da mahkemeye gidecek mi?

 

Ancak en acil konu şu: 

 

İktidar ve Genelkurmay Başkanlığı "kumpası"  kabul ettiğine göre, tutuklu askerlerin emeklilik işlemleri ve bu ay ortasında gerçekleşmesi beklenen F-Tipi cezaevlerine nakilleri durdurulacak mı?

 

Bakalım, Bermuda Şeytan Üçgeni’ni geçen “kumpas”tan kim, nasıl çıkacak... 

 

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer'e kucak dolusu sevgiler

Müyesser YILDIZ

5 Ocak 2014

 


Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI