Reklam
Bugun...
Devam Eden Bir Dava İçin “En Ağır Cezayı Alacaklar” Demek “Görev”miş!..


Müyesser Yıldız
 
 
facebook-paylas
Tarih: 25-07-2018 13:14
     

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, son Başbakan, yeni TBMM Başkanı Binali Yıldırım hakkındaki bir suç duyurusu hakkında ilginç bir karar verdi. Yıldırım'ın sanıklarla ilgili, “Hak ettikleri en ağır cezayı alacaklar” şeklindeki açıklamasının “adil yargılamayı etkileme” değil, “göreviyle” ilgili olduğunu bildiren Savcılık, “Kovuşturmaya yer yok” dedi.

Olay ve Yıldırım hakkındaki suç duyurusunun içeriği şu:

Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım geçtiğimiz 28 Şubat'ta AKP Genel Merkezi'nde düzenlenen “28 Şubat Darbesi: İnsan Haklarına Balans Ayarı” konulu toplantıya katılıp, bir konuşma yaptı. Yıldırım konuşmasında, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Balans ayarı yapmaya çalıştılar millet iradesini bir türlü hazmedemediler. Bugün 28 Şubat'ın yaralarını sardık, ama acılarını unutmadık. 28 Şubat'ı unutmayacağız, unutturmayacağız. Bin yıl süreceği söylenen darbeleri, milletten güç alarak tarihin çöplüğüne attık. Siyaset yapmaları engellenmek istenen kadrolar, şimdi iktidarda ve darbecilerden hesap soruyor... Milletin sevgilisi olmuş İstanbul Belediye Başkanı Genel Başkanımız Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı, hapishaneye attılar. Ekonomik olarak da Türkiye'yi çökerttiler... 28 Şubat davasında sona geldik. Yargılamalar devam ediyor. İntikamla değil, adaletle davranarak hukuk içinde hak ettikleri en ağır cezayı alacaklar. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. O günler 'alçak dağları ben yarattım' diyenlerin bugün süklüm büklüm 'biz darbe falan yapmadık tanklar eğitime çıktı' demelerini hiçbir şekilde adalet affetmeyecek. Hukuk içinde gereğini yapacak, takipçisi olacağız.”

Bilindiği gibi, o tarihte 28 Şubat davası Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyordu. Savcı, mütalaasını 1 ay önce vermiş, sanıklar da mütalaaya karşı son savunmalarını yapmaya başlamıştı.

İşte Başbakan Yıldırım'ın o açıklamaları üzerine sanıklardan Yıldırım Türker'in Avukatı Aytekin Erol, 2 Mart'ta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Av. Erol, AKP Genel Merkezi'ndeki bu toplantının davaya müdahil olarak katılan avukatlarla birlikte yapıldığını ve konuşmanın da Başbakanlık görevi ile ilgisinin bulunmadığını vurgulayarak, şu iddialarda bulundu:

“Şüpheli Binali Yıldırım, nüfuzunu kullanmak suretiyle sanıklar aleyhine algı ve kanaat oluşması yönünde mahkemeye baskı yapmak amacıyla hareket etmiştir. Yargı tarafından verilen pek çok kararda siyasi izlerin açıkça görülebildiği günümüz Türkiyesi'nde yargının etkilenmemiş olması mümkün görülmemektedir. Suç ihbarımız ve şikâyetimizin temeli ve zarar gören hukuki yarar, yargı bağımsızlığıdır. Suçun görev ile ilgisi yoktur. Başbakanlık görevi ile yargı görevini etkilemek arasında bir görev bağı mevcut değildir. Bu nedenle, şüphelinin milletvekili olması dışında bir usul değişikliği yapılamaz. Şüphelinin Başbakan olması Anayasa'nın 100'üncü maddesi kapsamında değerlendirilemez. Sonuç olarak, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunun şüphelisi Binali Yıldırım hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak, cezalandırılması için kamu davası açılmasını arz ve talep ederim.”

-10 Günde Sonuçlandı-

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu da, “Şikayet edilen Binali Yıldırım'ın T.C. Başbakanı ve İzmir Milletvekili olduğuna ilişkin belgenin TBMM internet adresinden temin edilerek, dosyasına konulduğunu, dosyada mevcut delil durumu nazara alınarak başkaca belge ve bilgi teminine gerek duyulmadığını” belirttikten sonra Başkanlık sistemine geçişle birlikte yürürlükten kalkan “Meclis soruşturması” başlıklı Anayasa'nın 100'üncü maddesi ve değiştirilen “Meclis soruşturması açılması için önerge” başlıklı TBMM İç Tüzüğü'nün 107'inci maddesini işaret ederek, Av. Erol'un bu suç duyurusunu 10 günde şöyle sonuçlandırdı:

“T.C. Başbakanı Binali Yıldırım hakkında isnad edilen suçlamalar görevlerinden kaynaklanan eylemlere dair olup, Başbakanlık görevlerine ilişkin bulunduğu, Anayasa'nın 100 ve TBMM İç Tüzüğünün 107'inci maddesine göre, Başbakan ve Bakanlar hakkında görevlerinden kaynaklanan isnatlara dair soruşturma yetkisinin TBMM'ye ait olduğu, Cumhuriyet Başsavcılığımızın Başbakan veya bakanlar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığının kovuşturmaya yer olmadığını karara verilmiştir.”

Olay, Başbakanlık veya Meclis'te değil, parti genel merkezinde yaşanıyor... En önemlisi devam eden bir davayla ilgili “hüküm” niteliğinde açıklamalar yapılıyor... Ve bu “Başbakanlık görevi” sayılıyor...

Bu durumda, iktidar mensuplarının “görevlerinden” dolayı devam eden davalarla ilgili istediği gibi konuşabilmesinin önü açılmış olmuyor mu? Peki aynı şey muhalefet milletvekilleri veya sıradan kişiler için sözkonusu olduğunda, hangi kapsamda değerlendirme yapılıp, karar verilecek?

Dahası; Artık Başbakanlık da Meclis soruşturması mekanizması da yok, ama Anayasa'nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138'inci, TCK'nın “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” başlıklı 288'inci ve Avupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6'ıncı maddeleri halen yürürlükte.

Savcılığın, sözkonusu kararına itiraz hakkı bulunduğundan Av. Erol, önce Anayasa Mahkemesi, ardından AİHM'e başvuracak.

Her haliyle ilginç bir süreç olacağa benziyor. Bakalım bu mahkemeler son Başbakanın, 28 Şubat davasıyla ilgili o açıklamalarına ne diyecek; “Görev” mi, “Adil yargılamayı etkileme” mi?

Müyesser YILDIZ
25 Temmuz 2018

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI