Reklam
Bugun...
NAMAZDA ALLAH İLE KUL ARASINDAKİ YETMİŞ BİN PERDE AÇILIR


MUHARREM GÜNAY (SIDDIKOĞLU)
m.g.siddikoglu@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 16-11-2013 07:40
     

Namaz kılarken bütün benliğimizle Allah'ın huzuruna durmak ve O'nu görüyor gibi kılmak esastır. Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) Cibril hadisinde ihsan; "Allah'ı görüyor gibi namaz kılmak, çünkü sen onu görmesen de o seni görür. " Şeklinde açıklanmıştır. 

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

 

  "Bir kimseden ayrılır gibi namaz kıl." Yani kendine ve isteklerine veda et, onlardan ayrıl! Hatta Allahu Teala'dan gayrı her şeyden uzaklaş, bütün varlığını namaza ver!  "Kalbin hazır olmadığı namaza Allah Teala bakmaz." Buyurmuşlardır.

 

Namaz Kılan Kimsenin İki Yerde Çok Uyanık Olması Gerekir, Bunlardan Birincisi;

 

" İyyake na'büdü (Ancak sana ibadet ederiz) ve iyyake neste”n (ancak senden yardım dileriz)" ayeti kerimesini okurken muhatabımızın Hz Allah olduğunu düşünmemiz gerekir zira burada kul ile Allah arasındaki 70 bin perdenin kalkacağını, ikinci olarak da tahiyyat duasında "Esselamü aleykü eyyühennebiyyü" (Selam senin üzerine olsun ey nebi!) " Derken Peygamberimiz s.a.v 'e selam verdiğimizi düşünmemiz gerektiğini zira burada da kul ile Allah c.c arasındaki yedi bin perdenin kalkacağının evliyaullahtan birisi haber vermiştir. 

 

 

Peygamber Efendimizin buyurdukları gibi:

 

" Namazda durup, arzusu, yüzü ve kalbi Allahu Teala ile olan, namazının sonunda anasından doğmuş gibi olur. " Yani bütün günahlardan temizlenir.

 

 

" Sağımda Cennet, Solumda Cehennem Arkamda Ölüm Meleği 

 

Tenbihü'l - Gafilin isimli meşhur eserde (bak. Sh:195) ve bazı kitaplarda zikredildiğine göre, bir kere Hatemi Zahid Hazretleri, åsım ibn-i Yusuf Hazretlerinin yanına girdiğinde åsım (kuddise sirruhu) ona: 

 

 "Ey Hatem! Namaz kılmayı güzel becerebiliyor musun?" Diye sordu. O da "Evet" dedi. Bunun üzerine åsım (kuddise sirruhu) "Peki nasıl kılıyorsun?" Dedi. Buyurdu ki: "Namaz vakti yanaşınca, abdestimi sünnet vechi üzere tazeliyorum sonra, namaz kılacağım yere gelip dikiliyorum ta ki her uzvum yerleşiyor, Kabe'yi iki kaşımın arasında, Makam- ı İbrahim'i göğsümün hizasında, Allah-u Teala'yı mekandan münezzeh (pak ve uzak) olduğu halde başımda hazır, kalbimdeki her şeyi bilir olduğu halde görüyorum. Sanki ayağım Sırat Köprüsü'nün üzerinde cennet sağımda, cehennem solumda, ölüm meleğini de arkamda hissediyorum ve kılacağım namazın, son namazım olduğunu zannediyorum sonra, ihsan ile (Mevla'yı görür gibi) iftitah (başlama) tekbirini alıyorum, düşüne düşüne okuyorum, tevazü ile rukua eğiliyorum, tazarru ile (Allah'a yalvararak) secdeye kapanıyorum. Sonra tamamıyla oturuyor, ümitle teşehhütte bulunuyor, (tahiyyat okuyor) sünnet üzere selam veriyorum. Sonra da o namazı ihlasa teslim ediyor, korkuyla ümit arasında kalkıyorum ve bu hal üzere sabra devam ediyorum." 

 

Bunu duyan åsım (Kuddise sirruhu) Hazretleri "Ey Hatem! Senin namazın böyle mi? O da: " Evet, otuz senedir böyle kılıyorum. " Deyince, åsım (Kuddise sirruhu) Hazretleri ağlayarak: " Ben daha bu zamana kadar hiç böyle bir namaz kılmadım. " Dedi. 

 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI