Bugun...
KADINDAN PEYGAMBER, AİLE REİSİ, İMAM-EMİR/ HALİFE/DEVLET BAŞKANI OLUR MU?


MUHARREM GÜNAY (SIDDIKOĞLU)
m.g.siddikoglu@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 08-10-2018 00:00
     

            Sevgili Peygamberimiz, "İşlerini bir kadına bırakan topluluk asla felah bulamaz." Buyuruyor. (Buhârî, Meğâzî, 82, Fiten, 18; Tirmizî, Fiten, 75; Nesaî, Kudât, 8; Ahmed b. Hanbel, V/43, 51, 38, 47). Aynı hadis bazı rivâyetlerde; "Kendilerine bir kadını devlet başkanı (melike) yapan bir topluluk asla felah bulmaz." şeklindedir.

Yüce Kitabımız Kur’an-ı kerim’de Nisa suresi 34. Ayette de belirtildiği gibi “Ailenin reisi erkektir ve erkekler kadınlar üzerine hâkimdir”

Ayeti kerimeye göre; "Allah'ın, bir kısmını diğerlerine üstün kılması ve kendi mallarından harcamaları sebebiyle erkekler, kadınlar üzerinde hâkim ve kollayıcıdırlar." (Nisâ Sûresi: 34)

Âİle reisliğini bile kadına vermeyen bir dinin mü’minlerin emirliğini, yani halifelik ve devlet başkanlığı gibi görevleri kadınlara vermesini düşünmek bile abesle iştigal etmek olur..

Kadını aile reisliği, imamlık, emirlik/halifelik/devlet başkanlığı gibi görevlere uygun görmeyen dinimizin kadını ikinci sınıf bir insan olarak görmesi mümkün değildir. İnsâni değerler açısından erkekle kadın eşit olup hatta bazı durumlarda kadınlar erkeklerden hak bakımından daha avantajlıdır. Söz gelimi İslam, çalışmayı, evin geçimini erkeğe yüklemiş, çalışma konusunda kadını kadına uygun işlerde çalışmak şartıyla serbest bırakmış, kazancında istediği gibi tasarruf etme hakkını vermiştir.

Hanefilere göre, kadının mâlî konularda hâkimlik yapması caizdir. Çünkü günlük muamelelerde onun şahitliği geçerlidir. Ancak had ve kısas cezasını gerektiren davalarda kadın hâkim görev yapamaz.

Çoğunluk fakihlere göre ise, hâkimlikte ve devlet başkanlığı görevinde erkek olmak şarttır. Kadın kazâ ve devlet başkanlığı görevini üstlenemez; delil yukarıda verilen hadistir. Yukarıda geçen hadisi şerif bazı rivâyetlerde;

"Kendilerine bir kadını devlet başkanı (melike) yapan bir topluluk asla felah bulmaz."
şeklindedir. Devlet başkanlığı kazâ görevini de kapsadığı için buradaki rivâyet farklılığı, sonucu etkilemez. Klâsik fıkıh kaynaklarında kadının kazâ görevi dışında tutulmasının gerekçesi şöyle açıklanır: 

“Kazâ görevi tam görüş sahibi olmayı, uyanık bulunmayı, bir de hayat olayları karşısında tecrübe kazanmış olmayı gerektirir. Kadının ise tecrübesinin azlığı ve hayat olaylarının içinde bulunmayışı çok önemlidir. Diğer yandan hâkimin, fakihler, şahitler ve hasımlardan bir takım erkeklerle oturum yapması gerekir. Kadına, fitne korkusu yüzünden erkeklerle oturum yapması ise yasaklanmıştır”.

Rasûlullah (s.a.v.) ne dört halife ve ne de ondan sonra gelenler, herhangi bir kadına kadılık / hâkimlik veya vâlilik vazifesi vermemişlerdir. [Bkz. İbn Rüşd, 2, 449; eş-Şirbînî, 4, 375; İbn Kudâme, 9, 39]

Kuveyt menşeli "el-Mevsûatu'l-Fıkhıyye"de şöyle gelmiştir:

"Fakihler, en büyük imâmetin (devlet başkanlığının) şartlarından birisinin, erkeklerle biraraya gelip onlarla içiçe olması ve devlet işlerine kendisini adayabilmesi için devlet başkanının erkek olması gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözü gereği kadının velâyeti geçerli olmaz:

"İşlerini (idarelerini) yürütmek için bir kadını başlarına geçiren bir topluluk asla felah bulmaz."

            Çünkü bu makama (hilâfet makamına), erkeğin tabiatına uygun olan tehlikeli ve zor işler, pek zor sorumluluklar emânet edilir." (el-Mevsûatu'l-Fıkhıyye, c: 21, s: 270)

            Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), ezvâc-ı tahirattan Hafsa validemize (r.anha), ismini zikrettiğiniz hanım sahabe Şifa Hatun'dan (r.anha) yazı yazmasını öğrenmesini söylemiş ve bunu temin etmiştir. [Hâfız İbn Hacer el-Askalanî, el-İsâbe fi Temyîzi's-Sahâbe, 4, 333]  Yani bu hanım sahâbî muallimelik (öğretmenlik) yapmıştır.

          Keza aynı hanım sahâbîyi (Şifa binti Abdullah)Hz. Ömer (r.a.), Medine pazarını teftişle  vazifeli olarak tayin etmiştir.

          Demek ki hanımlar, vâlilik-hâkimlik gibi mesleklerin dışındaki -ev harici- bazı alanlarda da vazifelendirilmişlerdir.

Bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulmuştur: “Her biriniz idarecidir ve her biriniz idare ettiklerinden mes’ûldür. Adam, ev halkının idarecisidir ve idare ettiği aileden sorumludur. Kadın, kocasının evinde idarecidir ve idare ettiklerinden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malı üzerinde yöneticidir ve yönettiklerinden sorumludur. (Velhâsıl) her biriniz birer idareci ve idare ettiklerinden sorumludur”. [Buhari, Sahih, Ahkâm, I; Müslim, Sahih, İmâre, 20]

          Böylece Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), bir nevi kimin hangi alanda idari sorumluluk alabileceğini de açıklamışlardır. 

Aşağıdaki açıklamalarımızda geleceği üzere, sorunuzda zikri geçen hadis-i şerife istinaden kadınların vâlilik-hâkimlik gibi vazifelerde bulunmaları, ekseri âlimlerce caiz görülmemiş, bu makamlarda bulunacak kişilerin erkek olması şarttır, denilmiştir. 



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI