Reklam
Bugun...
HASIM OPERASYONLARDA BİYOGRAFİK İSTİHBARAT, HASSASİYET VE ZAYIFLIKLARIN ÖNEMİ - İbrahim Çevik


İkinci Bölge Haber Serbest Köşe
haber.ikincibolge@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 03-01-2014 01:44
     

Bir ülkelerin güvenliğini sağlamada en başta gelen görev, o ülkeyi yönetenlerin ve iktidarlarının istihbarat kavramının, istihbarata karşı koymanın ne olduğunu bilmeleri zorunluluğudur. Bunu bilmemenin, gereken önemi vermemenin mazereti olmaz. Dünyanın en büyük enerji yatakları ve en önemli nakil yollarıyla bağlantısı bulunan Türkiye söz konusu olduğunda istihbaratın bu önemi çok daha üst düzeye çıkar.

 

Ülkemiz, dünya devletler sahnesine çıkma hazırlığı içerisindeki 14 ayrı doğum sancısının yaşandığı bir bölgenin tam merkezinde bulunuyor. Sınırlarımızın içerisindeki ve dışındaki bütün olayların küresel politikalardan ve bu politikaların sahibi ABD’den ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Julian ASSANGE’ın Wikileaks belgeleri ve Edward SNOWDEN’ın ortaya çıkardığı NSA (National Security Agence) istihbarat operasyonu bizlere, küresel politikaların dayandırıldığı istihbaratın boyutlarının sınırsızlığını kanıtladı.

 

ABD istihbaratının sahip olduğu imkân ve kabiliyetinin hayal sınırlarının çok ötesinde olduğu görüldü.

 

11 Eylül’den sonra ABD ulusal güvenliğini istihbarat ve sınıraşan operasyonlar temeli üzerine kurdu. Bütün istihbaratı Director of National İntelligence (DNI) adını verdiği kuruluşun çatısı altında topladı. DNI’nin 2005 yılındaki bilgilerle tahmini bütçesinin 40 milyar dolar olduğu sanılıyor.

 

Elektronik istihbarat alanında dünyada bir eşi daha olmayan NSA (Ulusal Güvenlik Dairesi), Amerikan istihbaratının belkemiğini oluşturuyor. Utah eyaletinin gözlerden uzak bir bölgesinde, Oquirrh Dağları’nda çanak şeklindeki Wasatch Range vadisinde kuruludur. Dünyada yapılan tüm elektronik haberleşmeyi elde etme, arşivleme ve yorumlayıp analiz etme yeteneğine sahiptir. Uydular, yeraltındaki ve üstündeki kablolar aracılığıyla elde edilen trilyonlarca kelimeyi depolamaktadır. Global Information Grid adındaki sistemle yottabytes’lar ölçüsünde  (bir yottabyte 1024 bytes) bilgiye sahip olabilmektedir. Dünyada bu kapasiteye erişen ikinci bir sistem bulunmuyor. Bir yottabyte bilgi 50 kenttrilyon sayfaya ancak sığmaktadır. Olağanüstü yeteneği sayesinde bir imkânsızı başararak dakikada 20 terabyte bilgiyi ele geçirmektedir.

 

Edward SNOWDEN isimli NSA görevlisi, bu kuruluşun istihbarat çalışmalarını açıkladığında ortaya çıkan çalkantı aylar geçtiği halde hâlâ etkisini sürdürüyor. PRISM adındaki operasyonun parmak ısırtacak kadar ileri giden cesaretiyle dünyanın önde gelen birçok devlet başkanını, başbakanını dinlediği anlaşıldı. Avrupa Birliği, Avrupa Komisyonu gibi kıtanın çatı kuruluşlarının Brüksel’deki ve diğer yerlerdeki merkezlerinin telefon görüşmelerinin dinlendiği, e-mail ve diğer sanal iletişim kanallarından geçen bilgilerin-belgelerin ele geçirildiği ortaya çıktı.

 

Aralarında bizim ülkemizin de bulunduğu müttefik-hasım onlarca ülkenin farklı başkentlerdeki büyükelçiliklerinin irtibat ve haberleşmelerine sızıldığı, Washington’daki AB Büyükelçiliği’nin de bu grupta yer aldığı açıklandı.

Le Monde, NSA’nın 2012 yılında bir ay içinde 70,3 milyon telefon görüşmesini kayıt altına aldığını bildirdi. Fransa ve Avrupa’nın telefon ve internet hizmeti veren devlerinin hedef olduğu ve üzerlerinden geçen haberleşmelerin tespit edildiği açıklandı.

 

ABD/Berlin Büyükelçiliği’nden Alman başbakanı Merkel’in bile konuşmalarının dinlendiği, "Special Collection Service" (SCS) adındaki birimin Berlin ve Frankfurt’ta iki merkezinin bulunduğu, cep telefonu, kablosuz ve uydu haberleşmelerini ele geçirdiği ortaya çıktı.

 

ABD’nin Avrupa’daki en yakın dostu İngiltere’nin dinleme konusunda geri kalmadığı, Government Communications Headquarters (GCHQ)  aracılığıyla Belçika’da Belgacom’u ve AK, AP, AB gibi Avrupa’nın çatı kuruluşlarını dinlediği, kaydettiği ortaya çıktı.

 

Hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde birer birer ortaya atılan gerçekler, elektronik kanala giren bir bilginin sır olmaktan çıktığını kanıtladı.

 

Küresel politikalarda söz sahibi olan Avrupalı liderlerin bile sırlarını gizleyemedikleri bir dünyada Türkiye’nin yönetim ve iktidar piramidinde yer alanların hassas ve zayıf tarafları hasım operasyonlar için kolay ve önemli birer kaynaktır.

 

Bu konuda dikkatli olmak zorundadırlar. Bölgeyle bağlantılı olarak Türkiye konusunda büyük çıkar planları yapan batılı istihbarat teşkilatları bu temelde her türlü bilgiyi elde etmeye çalışırlarken biyografik istihbarata ayrıca bir önem verirler. Bu bakımdan özellikle piramidin üstündekiler istihbarata karşı koyma konusunda bir kere daha dikkatli olmak zorundadırlar. Bir başka önemli husus ise; hasım istihbaratların Türkiye’nin milli gücünü en doğru şekliyle tespit etme çabalarıdır. Vatandaşlarının devlete ve devlet adamlarına olan bağlılık ve güvenleri milli gücün en önemli ayağıdır. Bu açıdan bakıldığında da devlet adamlarının vatandaşının nazarında değeri azlığı veya çokluğu oranında hasım operasyonların sonuçlarını etkiler. Doğal olarak ülkedeki güvenin sarsılması operasyonun başarı grafiğini yukarılara çeker. Gözünü iktidar ve para hırsı bürümüş yönetimlerin elindeki ülkelerdeki iç kargaşaların sonunun hiç gelmediğini daima hatırlamalıyız.

 

Sığınmacılar, rejim muhalifleri, teröristler ve organize suç örgütlerinin üyeleri, kaçakçılar, istihbarat örgütlerinin faaliyetlerinde özellikler yararlandıkları vasatlardır. Nükleer çalışmalarından ve Ortadoğu teröründe oynadığı rolden dolayı ABD’nin “şeytan” olarak nitelediği İran’ın bölgeye dağılmış bu kapsamdaki vatandaşları ABD istihbaratının birinci derece hedefleridir. Ne yazık ki bizim yönetemediğimiz krizler nedeniyle ülkemiz ABD-İsrail gizli servislerinin ortak operasyonlarına pek çok kez sahne oldu.

 

Yapılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda adı geçen yabancılar içerisinde bulundukları para trafiği nedeniyle ABD’nin birinci derecedeki hedeflerinden olmaları çok normaldir. İstihbarat teşkilatları öncelikli hedefleri kadar onlarla ilişkili ikincil hedefleri de izler. Bu suretle hedefinin her hareketini kontrolü altına almış olmaktan başka ikincil hedefler hakkında da bilgi derler, tasnif eder, arşivler ve uygun zaman geldiğinde kullanmak üzere bekletir.

 

Türkiye’nin kaderini belirleyenlerin hasım operasyonlardan korunmaları için en başta yapacakları iş peşinde birçok istihbaratçının olduğu hedef şahıslarla ilişki kurmaktan böylelikle de ikincil hedef olmaktan kaçınmaları vatani bir görevdir. İstihbarata karşı koymak hele ki devletin en mahrem sırlarına vakıf olanlar için en büyük sorumluluk ilişki ve irtibatlarının kimlikleri kadar bu ilişki ve irtibatların içeriğinin ahlaki ve hukuki olması bir zorunluluktur.

 

İşadamı kılıklı yabancıların, kara para trafiğinin, iktidar politikacılarının, bağış adıyla rüşvet verilen vakıfların, tabela şirketlerinin, havayollarının, inşaat ve altın-döviz işi yapılan yine tabela şirketlerinin yer aldığı Rusya’dan, Çin’e, İran’a, Dubai’ye uzanan büyük bir şebekenin kudretli NSA’nın dikkatinden kaçacağını düşünmek akıllı birinin işi hiç değildir.

İnsan aklının kavramakta zorlandığı elektronik istihbarattaki imkân ve kabiliyetinin yanında ABD’nin dünyadaki para trafiğini büyük ölçüde izlediği biliniyor. Bütün dünyayı IBAN uygulamasına geçmeye zorlayan ABD’dir. Dünya bankacılığının merkezi olan Brüksel, Londra ve Frankfurt’tan geçen bütün transferler aradaki Terrorist Finance Tracking Programme (TFTP) anlaşması gereğince ABD’ye aktarılmaktadır.

 

Bütün bunlardan ayrıca, açık kaynaklar günümüz istihbaratının yarısına yakınına hizmet ederler. Yabancı gözlerin daima üzerimizde olduğu ülkemiz bu konuda istisnai bir konumdadır. AB ve ABD’nin çeşitli kurumlarının hazırlayıp, açıkladıkları hemen her konudaki raporlarında yer verilen bilgilerin açık kaynaklardan derlendiklerine bizzat tanık oluyoruz. Dolayısıyla ambargo altındaki İran’ın döviz ihtiyacının Türkiye’deki paravan şirketler ve kayıt dışı hareketlerle karşılandığı ne ABD ne de diğer istihbarat teşkilatları için sır değil. Bizi böylesine yakından izleyenler 2010 yılından itibaren Türkiye’ye giren sıcak paranın 80 milyar dolar olduğunu belirtiyorlar.

 

Hasım bir operasyonun varlığı gerçek, düğmeye basan da yabancı olsa bile gerekli verileri ve ortamı sağlayan piramittekilerin hırs ve kibirleridir. Ve elbette sonuçtan şikâyet etmenin kabul edilebilir bir yönü bulunmamaktadır.

 

İbrahim Çevik
Uluslararası İlişkiler ve
Stratejik Analizler Merkezi
Daire Başkanı
Etnik Çalışmalar



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI