Bugun...
NAZIM HİKMET RAN


Fikri ATILBAZ
 
 
facebook-paylas
Tarih: 04-08-2018 10:10
     

Son yaşadığımız olaylar hatırlattı…  Eskiden dev ilan edilen cüceler.

Türkiye‘de eşsiz bir vatan haini sevme, kayırma, vatana karşı çıkanları yüceltme sevdası vardır. Ne yazık ki bu gerçek kaçınılmazdır. Yıllardır bir komünistin vatansızlığı bile bunları komünist yapmış o adama tapmışlardır. Rusya kaçıp oraya yani Moskova’ya indiğinde; “Beni Stalin yarattı, asıl vatanıma geldim” diyerek yeri öpmüştü. Ve bu adam her ne hikmetse büyük insan grupları tarafından sevilmeye, insanlara anlatılmaya çalışıldı. Asıl vatanı Rusya olan biri, elbette ki Atatürk yerine Stalin’i sevecekti.

Gençliğinin ilk yıllarında milliyetçi şiirler yazan Ankara’ya gitmek için hazırlandığında İnebolu’da Spartakistler olarak tanınan, sosyalizmi ve Sovyetler Birliği’ni öven kişilerle tanıştı. Ve dünyası değişti Bolu’da Lenin’i öven, Sovyetler Birliği’nden sitayişle bahseden bir çevreye girdi. Onların etkisinde kalınca gizlice Batum’dan Moskova’ya Nâzım’ın kaçtığı Rusya, tarihin gördüğü en acımasız diktatörlerden biri olan Stalin’in Rusya’sıydı. Rusya, Amerika sayesinde 2 nci Dünya Savaşı’nın galipleri arasında yer almıştı. Bu durum, Stalin’i küstahlaştırdı  Rusya, tarihin gördüğü en acımasız diktatörlerden biri olan Stalin’in Rusya’sıydı.

Ne yazık ki, hürriyet aşkıyla büyüyen bir adamın Marksist Rusya’ya kaçmasını ve orada haksızlığın, zulmün, ahlâksızlığın, cinayetin, vahşetin binlercesine şahit olduğu halde tek satır yazmamasını herhangi bir kimse, açıklayabilir mi? Tabi ki açıklayamazlar, açıklamamışlardır da. Oysa Nazım Hikmet bir Japon kızının ölümüne bile şiir yazmış, gözyaşı dökmüştü. Ama, o, Rusya’da en az 10 milyon insanın katledilmesine, evlerinden gece yarıları aç çıplak alınarak sürgün edilmesine göz yumdu, görmedi, dile getirmedi. Azerbaycan’da, Özbekistan’da, Türkmenistan’da, Kırım’da, Ahıska’da milyonlarca Türk sürgün edilip ya da öldürülürken Nâzım neredeydi?  Tabi ki Moskova’da…

Buraya kadar bizim yazdıklarımız bizden ancak şair Nazım’ın Kuruçev’e söyledikleri bir başka. Meğer ne komünist çocukmuş Nazım Hikmet Ran.

Stalin, 5 Mart 1953’te, öldüğünde Nâzım, Budapeşte Radyosu’nda ağlaya ağlaya şu mersiyeyi okudu: 5 Mart 1953/ İlk önce kim kime/ Metin ol kardeşim diyecek/ İlk önce kim kime/ Başsağlığı dileyecek/ Hepimizindi o/ Hepimizindir/ Yoldaşlarım/ Acınızı duyuyorum sizin kardeşleriniz gibi tıpkı/ Kardeşlerim/ Hüngür hüngür ağlamak geliyor içimden.

Stalin’den sonra Sovyetler’de iktidar koltuğuna Kruşçev oturdu. Kruşçev, Stalin’i tarihin en kanlı diktatörlerinden biri ilân etti. Kemiklerini mezarından çıkarıp attırdı ve bütün şair ve yazarlara, Stalin’in zulmünü anlatacaksınız diye emretti. Nâzım, bu sefer Stalin yoldaşı yerden yere vurdu. Yok oldu bir sabah/ Yok oldu çizmesi meydanlardan/ Gölgesi ağaçlarımızın üstünden, çorbamızdan bıyığı, odalarımızdan gözleri/ Kalktı göğsümüzden baskısı binlerce ton taşın, tuncun, alçının ve kâğıdın. Bu kadar değişken bir şair pes doğrusu…

Lenin’e ağıt yaktıı: Lenin’i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924’de 961’de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır Partimden koparmaya yeltendiler beni Sökmedi Yıkılan putların altında Ezilmedim. Hiç çekinmeden Atatürk hakkında o şiir dedikleri küfür nameyi yazmıştır;

“Trabzon’dan bir motor açılıyor Sa-hil- de- ka-la-ba-lık! Motoru taşlıyorlar Son perdeye başlıyorlar! Burjuva Kemal’in omzuna binmiş Kemal kumandanın kordonuna Kumandan kâhyanın cebine inmiş Kâhya adamların donuna Uluyorlar Hav..hav..hak..tü..”

Ve bu adam yok Türk Hükümetinin baskısı tarafından kaçmak zorunda kaldı dediler ve onun komünistliğini kendilerine yo yaptılar. Niçin kaçtığını açıklayamadılar. Ama o yani kendisi Kuruçev’e yazdığı mektupta çok iyi açıklıyor;

“Saygıdeğer Nikita Sergeyeviç, 19 yaşından beri, yalnızca kalbim ve kafamla değil, geçmişimle de Sovyetler Birliği’ne bağlıyım. Bolşevik Partisi’ne, ilk olarak 1923 yılında üye oldum. Ardından, 1924 yılında, yine Moskova’da 1925 yılı başlarında Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi oldum. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’ni bitirdim ve parti işleri için Türkiye’ye gittim. 1925 yılı sonunda, Ankara’da yer altı çalışmaları gösterdiğim için gıyaben 15 yıl hapis cezasına çarptırıldım. Sonra yine Moskova’ya döndüm. 1928 yılında Türkiye’de parti işleriyle uğraştım. O zamandan 1950 yılına kadar toplam 56 yıl hapis cezasına çarptırılmama karşın, toplam 17 yıl cezaevinde kaldım. Başta Sovyet halkı olmak üzere, ilerici insanların mücadelesi sonucu cezaevinden çıkarıldım. Ben, sayılı Komünist şairlerdenim. Çok mutluyum, çünkü Büyük Ekim Devrimi’nin beşinci yıldönümünü Moskova’da kutladım. Bu nedenle şiir de yazdım. Artık, 10 yıldır Moskova’da yaşıyorum, ailem de yanımda. Bütün Sovyet halkı gibi, buradaki yaşama alıştım. Saygıdeğer Nikita Sergeyeviç, yardım edin, ben Sovyet vatandaşı olmak istiyorum. En iyi dileklerimle“ (Mektup, Komünist Partisi’nin Merkez Komitesi arşivinde. Milliyet Gazetesi tarafından, 21 Aralık 1992’de Sovyetler Birliği Komünist Partisi Belgelerinde Türkiye başlıklı yazı dizisinde de kullanıldı.)

Görüyorsunuz kendi diliyle kendisini ne iyi açıklıyor değil mi? Yani komünizm için çalışan kişiler hep boş yapmışlardır vatandaşlık isteyen bir şairi vatansız bırakmıştır.

Sağlıcakla kalın!

FİKRİ ATILBAZ



Bu sitede yer alan bilgiler İkinci Bölge Haber adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
İnternet Gazetemizde yayınlanan Haber, Makale, Video, Galerilerdeki kategori Resimlerinin Yayınlanmış olması desteklediğimiz anlamını taşımaz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
loading...
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI