Bugun...


Terörün beli kırıldıysa neden şehit veriyoruz?

facebook-paylas
Tarih: 28-09-2015 00:00
         
Terörün beli kırıldıysa neden şehit veriyoruz?

Başbakan Davutoğlu’nun, “terörün belini kırdık” açıklamasını değerlendiren emekli paşalar, mevcut durumun bu sözleri hiç de doğrular nitelikte olmadığını belirtip sordu: Ne biçim bel kırma bu!

Davutoğlu şaşırttı

Doğu ve Güneydoğu’dan hemen hemen her gün ülkeyi yasa boğan şehit haberleri gelirken Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun önceki gün New York’ta Turken Vakfı’nın düzenlediği yemekte, “Bugün itibarıyla, şunu ifade etmek isterim ki Türkiye’ye dönük terör tehdidinin beli kırılmıştır” demesi şaşkınlık yarattı.

Sürekli zaiyat var

MGK eski Genel Sekreteri emekli Org. Tuncer Kılınç, terörün ‘belinin kırılması’nın örgütün etkisiz hale getirildiği anlamına geldiğini belirterek şöyle dedi: “Terörün beli kırıldı deniyor ama binbaşı şehit oluyor, askerlerimiz şehit oluyor. Somut zayiatlar veriyoruz. Eğer beli kırılsaydı kimse şehit olmayacaktı.”

​Aman verilmemeli

Terörün belinin kırıldığı kanaatinde olmadığını söyleyen  emekli Org. Edip Başer de “Bölücü örgütün bütün şehir yapılanması ortadan kaldırılmadıkça, dağ kadrolarına can alıcı operasyonlar sürmedikçe terörün beli kırıldı demek çok zor. Şehit cenazeleri geliyor, ne biçim bel kırma bu?” diye konuştu. 

 

Terörün beli kırıldıysa neden şehit veriyoruz?

Başbakan Davutoğlu’nun “Terörün beli kırıldı” şeklindeki açıklamasını değerlendiren emekli askerlerler “Eğer terörün beli kırıldıysa, şehit vermememiz gerekiyor” dediler.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ABD’de önceki gün yaptığı ‘terörün belini kırdık’ şeklindeki açıklamasına emekli askerlerden tepki geldi. Emekli generaller, terörün belinin kırılmasının somut sonuçların olması gerektiğini belirterek, Binbaşının şehit olmasının kabul edilemez olduğu yorumunu yaptı. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) eski Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, terörün belinin kırılmasının somut sonuçlarının ortaya konulması gerektiğini belirterek, “Günün getirdiği belalar var. Bir sonuç, somut olarak ortaya çıkmadan elindeki verilere göre bir takım yerleri bombardımana tabii tutabilirsin ama sonucu yerinde görmek kesin sonuç verir. Doğrudur vuruldu, hedefler tahrip edildi. Bundan kimsenin şüphesi yok. Nokta olarak hedefleri etki altına alır Hava Kuvvetleri ve tahrip eder bu kesin. Ancak, içinde ne var ne yok, yerinde görüp bu hedefi ortadan kaldırdım diyebilirsiniz” diye konuştu.

Her şey oya kilitlendi

Terörün belinin kırılmasının terör örgütünün etkisiz hale getirildiği anlamına geldiğini ifade eden Kılınç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne kadar bu saldırılardan sonra birileri gidip izleyebildi mi? Hava kuvvetleri görevini yapmıştır. Terörün beli kırıldı deniyor ama, binbaşı şehit oluyor. Askerlerimiz şehit oluyor. Terörün beli kırıldıysa, şehit vermememiz gerekiyor. Terörün beli kırıldıysa, örgütün eylem yapamaz hale gelmesi lazım. Belini kırmak, artık etkisiz hale getirdim, kıpırdayamaz hale getirdim demek. Ama somut zayiatlar veriyoruz. Eğer beli kırılsaydı şehit olmayacaktı. Bunu herkes sorar. Her şeyden kuşkulanır olduk artık. Her şey tamamen oya kilitlendiği için bunun sebebi nedir? Birleştirilmiş sandık gibi sözleri anlayamadığım için endişe ediyorum.”

 

Şehir yapılanması ortadan kaldırılmalı 

Emekli Orgeneral Edip Başer ise terörün belini kırdık söyleminin izafi bir söylem olduğunu belirterek, “Siyasi söylemlerin hepsinin doğruyu ifade ettiğini kabul etmek bana göre uygun değil. Siyasi söylemler var. Terörün belini kırdık, bu kavram izafi bir kavram. Terörün beli ne olursa kırılır? Bana göre farklıdır terörün belini kırma noktası. Başbakana göre daha farklı ki herhalde terörün belini kırdık diyor. Ben henüz daha terörün belinin kırıldığı kanaatinde değilim. Şehir yapılanması özellikle şehirlerdeki yapılanması tam olarak ortadan kaldırılmadıkça, dağ kadrolarına karşı can alıcı operasyonlara devam edilmedikçe terörün belinin kırıldığını söylemek zor” diye konuştu.

Cephe taaruzu şart

Terörle mücadelenin çok boyutlu olduğunu kaydeden Başer sözlerini şöyle sürdürdü: “Terörle mücadelenin bir terörist ile mücadele boyutu var, bir de diğer boyutları var. Bunun istihbaratı var, siyasi alanı, diplomatik alanı, psikolojik harekat alanı var, ekonomik ve finansal alanı var. Bütün bu alanlarda eşgüdüm içinde çalışılmadıkça, tam cephe taarruz uygulamasını devlet benimsemedikçe ve uygulamaya koyamadıkça terörle mücadele tam anlamıyla başarıya sağlayamaz. Terörü bir süre için geriletirsiniz, terör örgütü kendini toparlamak için inine çekilir. Siz de terörü yok ettik dersiniz. Geçmişte terörsüz ir süreç yaşadık ama tekrar toparlandı ve hain eylemlerine başladı. Terörün belini kırdığınız zaman artık bir daha doğrulamayacak, ayağa kalkamayacak demektir.

Bataklık ortada

Terör örgütünü sadece baskı altına alındığını belirten Başer, ” Bugün terörü baskı altına alıyorsunuz, terör örgütü inine çekiliyor, sizin de istihbaratınız uykuya yatıyor, psikolojik harekatınız, diğer kurumlar uykuya yatıyor. Mücadeleyi sadece polis ve Mehmetçiğe bırakıyorlar. Onlar sokakta geziyor bomba kurşun yiyor. Terör tekrar diriliyor karşınıza çıkıyor, şehit cenazeleri geliyor. Ne biçim bel kırma bu? “ diye konuştu.




Kaynak: Yeni Çağ Gazetesi



loading...

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI