Bugun...


MHP'li Yalçın; PKK ile yapılan pazarlıklarda hangi tavizler verilmiştir?

facebook-paylas
Tarih: 28-12-2014 12:38
         
MHP'li Yalçın; PKK ile yapılan pazarlıklarda hangi tavizler verilmiştir?

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı  Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. E. Semih YALÇIN  “MHP Erzurum İl Kongresinde” İktidar partisi ve onu hâlen Kaç-Ak Sarayından yöneten Tayyip Erdoğan, Türk milletine ihanet anlamına gelen bütün projelerini hayata geçirirken onları suni gündem maddelerinin arkasına gizlemektedir. AKP ile bölücü terör örgütü arasında kapalı kapılar ardındaki pazarlıklar, ne olur ne olmaz diye kamuoyuna siyasi yemler serpilerek sürdürülmektedir. dedi.

Osmanlı Türkçesi gibi suni gündem maddeleriyle kamuoyu oyalanmakta; ihanet ve teröristlerle iş birliği, koyu bir sır perdesinin arkasına saklanmaktadır. AKP; eskiden sirklere gelen seyircilere cambaz seyrettirirken ceplerini boşaltan yankesicilerin yaptığını siyasette uygulamaktadır. “Cambaza bak.” yöntemiyle siyasi yankesicilik yapmakta, halkın özgürlüğünü, egemenlik haklarını ve iradesini çalmaktadır.

Bununla birlikte sözde çözüm özde yıkım sürecinde rol alan bazı aktörlerin ima yollu bazı beyanlarından AKP’nin ihanet şebekelerine nasıl bir teslimiyet içinde olduğu “istidlal” yoluyla anlaşılmaktadır. Mesela birkaç gün önce PKK-HDP temsilcileri “Özerklik bu topraklara yabancı değil.” diyerek asıl niyetlerini ve Tayyip Erdoğan güdümündeki hükûmetin de buna teşne olduğunu ima etmişlerdir.

İmralı ile Kandil arasında mekik dokuyan ve son olarak sözde çözüm sürecinde sona gelindiğini duyuran HDP heyeti, artık açıklama yapmama kararı almıştır. Kandil’den gelen bir başka açıklamada ise Molotof kokteyli kullanma, otobüs yakma, yol kesme, adam kaçırma, kepenk kapatma gibi kamu düzenini bozan eylemlerin sona erdirildiği duyurulmuştur.

Bölücü terör örgütünün temsilcileri ayrıca sözde çözümde sona gelindiğini açıklamışlardır. Buna göre varılan pazarlıklar sonucunda ortaya somut birtakım maddeler çıkmış demektir. Görünen odur ki milletimiz ve devletim bir olupbitti ile karşı karşıya bırakılmak istenmektedir.

Hâl böyle iken, defalarca iktidara çağrıda bulunduğumuz hâlde sözde çözüm sürecinin sonunda ortaya nasıl bir tablo çıkacağı açıklanmamıştır. Oysa bunu bilmek herkesin hakkıdır.

Doğunun kalbi olan Erzurum’dan iktidara sesleniyoruz: PKK ile yapılan pazarlıklarda hangi tavizler verilmiştir? PKK neyin karşılığında silah bırakacaktır? Bölücü terör örgütü neyin karşılığında cinayetlerine ve güneydoğudaki zulmüne son verecektir? Sözde çözümün sonunda güneydoğunun statüsü ne olacaktır? Türkiye’nin bir ayrışmaya gitmeyeceği bir çözüm yolu bulunmuş mudur? Eğer terör sorunu HDP-PKK’ya özerklik verilerek çözülecekse bu da açıklanmalıdır! AKP kimin toprağını kimin özerk yönetimine hangi hak ve yetkiyle verdiğini de açıklamalıdır. Bakalım buna milletin tepkisi ne olacaktır!

Erzurum’dan bir hususu daha açıklamakta yarar görüyoruz. Burası, Ermeni komitalarının sözde soykırım iddialarını çürütecek olayların Birinci Dünya Savaşı yıllarında en acı şekilde yaşandığı kentlerimizin başında gelmektedir. Erzurum’un bazı ilçe ve köylerinde halen açılmamış toplu mezarlar bulunmaktadır. Bu mezarlarda Osmanlı Ermenileri değil, Ermeni çetelerinin katlettiği Müslüman Türkler yatmaktadır. Zulme ve katliama uğrayanların Ermeniler değil, Müslüman Türkler olduğu gerçeği, gerek Türk gerekse yabancı bilim adamlarınca belgelere dayanılarak ispatlanmıştır. Buna rağmen iktidar sözde Ermeni soykırımı iddialarının 100. yıl dönümü sayılan 2015’in Nisan’ında Türk milletinden değil de Ermeni çetelerinden özür dilemeye hazırlanmaktadır. Daha da ötesi 1915 Tehcirine ‘soykırım’ deme planları yapılmaktadır. Bunun işaretleri daha Tayyip Erdoğan Başbakan ve Ahmet Davutoğlu da Dışişleri Bakanı iken verilmiştir.

Bu iktidar iş başında kaldığı sürece yakın bir gelecekte İmralı canisi ile Kandil’den bile özür dileyecektir. İktidarın bölücü terör örgütü ve onun siyasi kanadı ile kurduğu ihanet ilişkileri, bunun göstergesidir.  

Artık her şey ayan beyan ortadadır. Sözde barış ve çözüm süreci gibi adlar altında anılan iktidar açılımının gerçek adı İHANET SÜRECİ’dir. Sadece açılımla başlayan birkaç yıllık AKP icraatı değil, bu iktidarın iş başında olduğu dönem, topyekûn olarak tarihimize İHANET SÜRECİ olarak geçecektir.

Siyasi iktidarın sahip olduğu çoğunluğa dayanarak devletin işleyişini, kişi hak ve hürriyetlerinin sınırını belirleyen yasaları keyfî bir şekilde tespit ve tayin etmesi, kendi çıkardığı yasaları istediği zaman değiştirip kaldırması veya yeniden düzenlemesi, tamamen ihanet sürecinin programını belirlemek içindir. AKP’nin 12 yılı aşkın iktidarı süresindeki icraatı, keyfîlik örnekleriyle doludur. Çünkü bunu meşru ve hukukî yollardan hayata geçirmesi mümkün değildir.

Başbakan Davutoğlu’nun yandaş televizyon programında bir ay içinde yasalaşacağını söylediği İç Güvenlik Paketi de içinde ihanet sürecinin şifrelerini barındıran keyfî bir adımdır. Oysa Türkiye’de iç güvenliğin merkezindeki iki güzide kurumun, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarının yeniden dizaynı ile hükûmet Nasrettin Hoca misali bindiği dalı kesmektedir. Her iki kurum da terörle mücadelede başarılı çalışmalara imza atmıştır. Üstelik bu uğurda sayısız şehit verilmiş, ağır bedeller ödenmiştir. İki kurumdan Emniyet teşkilatı, “paralel yapılanma” bahanesiyle işlevsizleştirilmek istenmektedir. Özellikle kırsalda halkın can ve mal emniyetinin sigortası olan Jandarma ise İçişleri Bakanlığı’na bağlanarak siyasi erkin kontrolüne verilmek istenmektedir. Jandarma, bilhassa doğu ve güneydoğuda terör ve kaçakçılıkla mücadelede büyük tecrübe edinmiş, bu alanda dünyadaki emsallerinin bile önüne geçmiştir.

İç Güvenlik Paketi, iki seçkin devlet kurumunu pasifize edecektir. Bunun, PKK ile masa başında yapılan pazarlıklar ve verilen sözlerin sonucunda yapıldığı açıktır. AKP’nin amacı, İmralı canisine taahhütleri doğrultusunda her iki kurumun da elini kolunu bağlayarak PKK’nın bölgede hâkimiyetini perçinlemesini sağlamaktır.

Emniyet ve Jandarma, devlet otoritesini temsil etmektedir. İç Güvenlik Yasa Paketi’yle güneydoğuda devlet otoritesine veda edilmiş olacaktır. Böylece HDP-PKK’nın önce özerkliği, sonra da bağımsızlığı hayata geçirme yolunda önemli bir engel ortadan kalkmış olacaktır.  

Bütün bu olumsuzluklara rağmen milletimizin gelecek adına umutları tükenmemiştir. Çünkü milletimizin sinesinden çıkan MHP’nin varlığı umuttur. MHP; geleceğimizin, egemenliğimizin teminatıdır.

Bir anlamda kader seçimi olan 2015 Genel Seçimleri yaklaşmaktadır. MHP olarak milletimizin sandıkta göstereceği teveccühle iktidara geldiğimiz takdirde ihanet sürecini tersine çevireceğiz.

AKP’ye oy vermenin bölünmeye oy vermek olduğunu anlatacağız.

AKP’ye oy vermenin İmralı canisinin affedilmesine hizmet etmek olduğunu söyleyeceğiz.

‘Torbalı Demokrasi’ye hayır diyerek hırsızları iktidardan göndereceğiz ve milletin çalanlardan hesap sormasını sağlayacağız.

Çalıp çırpan iktidara son, kamuda partizanlığa son, yetim hakkı yiyenlere dur diyeceğiz.

AKP’ye oy vermenin rüşvet ve yolsuzlukları onaylamak anlamına geldiğini izah edeceğiz.

Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayı, onların hatırasına tecavüz etmeyi alışkanlık hâline getiren bu iktidardan hesap soracağız.

AKP iktidarını kuranları ve ona destek veren çıkar asalaklarını yüce adaletin önüne çıkaracak ve Türk milletinden özür dileteceğiz diyerek konuşmasını bitirdi.

 





loading...

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI