Bugun...


Çanakkale Kara Savaşları'nın 101. yıl dönümü

facebook-paylas
Tarih: 24-04-2016 13:01
         
Çanakkale Kara Savaşları'nın 101. yıl dönümü

18. Mekanize Piyade Tugayı Komutanı Tuğgeneral Gürgen, "Çanakkale, savaşın tüm acımasızlığına karşın bir insanlık anıtıdır" dedi.

18. Mekanize Piyade Tugayı Komutanı Tuğgeneral İsmail Gürgen, "Çanakkale, savaşın tüm acımasızlığına karşın bir insanlık anıtıdır" dedi.
 
Tuğgeneral Gürgen, Çanakkale Kara Savaşları'nın 101. yılı dolayısıyla Gelibolu Yarımadası'ndaki Şehitler Abidesi'nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, 1. Dünya Savaşı'nın başlamasından hemen sonra Almanya karşısında zor durumda kalan Çarlık Rusyasına yardım etmek ve İstanbul'u alarak Osmanlı Devletini savaş dışı bırakmak isteyen müttefiklerin Çanakkale Boğazı'nı denizden zorla geçmeye karar verdiğini hatırlattı.
Denizden yapılan saldırının, 18 Mart'ta, görülmemiş direnişle Çanakkale Boğazı'nın serin sularına gömüldüğünü, sadece denizden zorlamayla boğazın geçilemeyeceğini anlayan müttefiklerin, Çanakkale'yi karadan geçmeye karar verdiğini anlatan Gürgen, savaş kararı ile dünyanın dört bir yanından orduların Mısır'da toplanmaya başladığını belirtti.
 
Gürgen, Mısır'da toplanan müttefik ordunun 10 Nisan'da Limni'ye ulaştığını ifade ederek, "Kara harekatının hedefi, boğazdan donanmanın geçişini engelleyen bataryaları arkadan kuşatan Kilitbahir Platosu'dur. Çıkarmanın 25 Nisan'da başlatılmasına karar verildi. Asıl çıkarma bölgeleri Gelibolu Yarımadası'nda Seddülbahir ve Arıburnu bölgeleriydi. Türk Ordusu'nun bu bölgelere kuvvet kaydırmalarının önlenmesi için Anadolu'da Kumkale'ye asker çıkarılacak, Saroz ve Beşige sahilleri bombalanarak buralarda sahte çıkarma hareketleri yapılacaktı." diye konuştu.
 
Seddülbahir bölgesine 25 Nisan sabahı 5 noktadan yapılan çıkarmanın ilk hedefinin Alçıtepe, Arıburnu bölgesine çıkanların amacının ise Conkbayırı Kocaçimen Tepe bölgesi olduğunu anlatan Gürgen, şöyle devam etti:
"Anzak Kolordusu'nun çıkarma yaptığı Arıburnu bölgesini takviye etmek üzere saat 07.55'de Kemalyeri bölgesine ulaşan 27'nci Alay Komutanı Yarbay Şefik Bey 9'uncu Tümen'e raporunda şunları yazar, 'Düşman Arıburnu sırtlarını işgal etmiştir. Arıburnu sırtları ile Kocadere sırtları arasındaki sırtlardan inayet-i hakka istinaden taarruza başlıyorum. Kocaçimen'in serian 19'uncu Tümene tutturulmasını istirham ederim.' 19'uncu Tümen'in 57'nci Alayı ise durumu değerlendirerek emir beklemeksizin kendiliğinden harekete geçen Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal bizzat başında olarak çoktan Kocaçimen istikametinde intikale başlamıştı."
 
- "Kazandığım an bu andır"
 
Tuğgeneral Gürgen, birliklerinden önce Conkbayırı'na ulaşan Mustafa Kemal'in orada, cephaneleri bittiği için çekilen bir gözetleme unsuruna rastladığını ifade ederek, şunları kaydetti:
 
"Bundan sonrasını Mustafa Kemal şöyle aktarmaktadır; 'Niçin kaçıyorsunuz?' dedim. 'Efendim düşman.' Nerede düşman? 'İşte' diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Gerçekten de düşman bana, benim askerlerimden de yakın. Düşman bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek kötü duruma düşecek. O zaman bir mantıkla mıdır yoksa bir içgüdüyle mi bilmiyorum, kaçan erlere 'Düşmandan kaçılmaz' dedim. 'Cephanemiz kalmadı' dediler. 'Cephanemiz yoksa süngümüz' var dedim. 'Bağırarak süngü tak' dedim. Yere yatırdım. Erler yere yatınca düşman da yere yattı. Kazandığım an bu andır. Düşman ne yapacağına karar verinceye kadar 57'nci Alay da Conkbayırı'na yetişti."
 
- "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum"
 
Mustafa Kemal'in yetişen 57'nci Alay'ın komutanlarına, "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zamanda yerimizi başka kuvvetler alabilir" emrini verdiğini anımsatan Gürgen, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"O gün 27'nci Alay 08.00'de Kemalyeri, 57'nci Alay 10.30'da Conkbayırı üzerinden vatan için hücum ettiler ve Anzak birliklerinin Conkbayırı'nı ele geçirmesini engellediler. Sonraki 8,5 ay boyunca Kirte'de, Zığındere'de, Kerevizdere'de, Kanlısırt'ta, Arıburnu'nda, Conkbayırı'nda, Anafartalar'da, daracık bölgelerde mevziler, tepecikler defalarca el değiştirdi. Çanakkale, savaşın tüm acımasızlığına karşın bir insanlık anıtıdır. Fransız Generali Henry Giroud, cesaret ve ruh güzelliği ile ilgili bu savaşta yaşanan bir anısında şöyle demektedir; 'Hiç unutmam. Savaş sahasında dövüş bitmişti. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi hayatım boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla şöyle bir konuşma yaptık; Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi; 'Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi, anlamadım, ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki o kurtulsun, anasının yanına dönsün.' Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzaranın yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim. Çünkü Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı. Az sonra ikisi de öldüler.
 
- "Öldükten sonra koyun koyuna yatıp dost olan kahramanların savaşı"
 
Tuğgeneral Gürgen, konuşmasını şöyle tamamladı: 
 
"Onun içindir ki Çanakkale, savaşanların birbirlerine saygı duyduğu, öldükten sonra koyun koyuna yatıp dost olan kahramanların savaşıdır. Onun içindir ki Gelibolu'da hayatını kaybedenlerin anısı için dünya barışı adına dualar okunur, dilekler dilenir. İşte bugün bizi bir araya getiren, kucaklaşmamızı sağlayan olgu bu asalet ve centilmenlik örnekleri, insan sevgisi, hoşgörü, saygı ve barış üzerine kurulu düzen içerisinde, dostça yaşamak azim ve kararlılığıdır. Bu inançla 101 yıl önce burada, bu topraklarda yaşanan muharebelerin acı ve hüzünlü hatıralarının emanetçileri olarak bizler Ulu Önder Atatürk'ün 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' düsturu ile gerçek anlamda ve insanlık adına tüm dünyada vücut bulacak bir barışı diliyor ve istiyoruz."
 
"Çanakkale Türkler için bir zaferdi"
 
Yeni Zelanda Savunma Bakanı Gerry Brownlee, Çanakkale Savaşları'nın Türkler için bir zafer olduğunu vurgulayarak, "Fakat en sonunda ödenen bedelleri görünce hiçbir savaşın büyük bir değer taşımadığını görüyorsunuz" dedi.
 
Çanakkale Kara Savaşları'nın 101. yılı törenlerine katılmak üzere Çanakkale'ye gelen Yeni Zelandalı Bakan Brownlee, Gelibolu yarımadasındaki Conk Bayırı Yeni Zelanda Anıtı'nda değerlendirmelerde bulundu.
 
Savaşta her iki taraftan da büyük kayıplar yaşandığı için derin üzüntü duyduğunu dile getiren Brownlee, "Bu yarımadadaki harp, Türkler için bir zaferdi. Fakat en sonunda ödenen bedelleri görünce hiçbir savaşın büyük bir değer taşımadığını görüyorsunuz. Burada ödenen insan hayatının bedeli olağandışıydı. Gerek Türkler, gerekse kendi ülkemden genç insanlar kendilerine özgü sebeplerden dolayı savaşarak hayatlarını kaybettiler. Dolayısıyla bundan dersler çıkarmalıyız." diye konuştu.
 
Yeni Zelanda ve Türkiye'nin iki dost ülke olduğunu altını çizen Brownlee, "Savaştaki kayıplara rağmen bu topraklar modern Türkiye'nin kurulmasına öncülük ederken, Yeni Zelanda'nın da yeniden doğmasının önünü açtı." dedi.
 
- "İngiltere'nin körü körüne peşinden gittiğimiz zamanlardı"
 
Savaş sırasında Yeni Zelanda nüfusunun sadece 2 milyon civarında olmasına rağmen 1. Dünya Savaşı'nda ülkesinden sadece Gelibolu yarımadasında bin 721 askerin hayatını kaybettiğini hatırlatan Brownlee, sözlerine şöyle devam etti:
 
"O zamanlar anavatanımız İngiltere'nin (Büyük Britanya) körü körüne peşinden gittiğimiz zamanlardı. Fakat sonuçta bu savaşın modern Yeni Zelanda'nın yeniden doğuşuna neden olduğunu varsayıyorum. Gelibolu harbi Büyük Britanya'ya karşı ulusal egemenliğimizi kazanmamızda dönüm noktasıydı."
 
Kendi ailesinden büyük amcasının da Çanakkale Savaşlarına katıldığını belirten Bakan Brownlee, yetiştiği dönemlerde Çanakkale'de neler olduğunu dair sorgulama yaptığını söyledi.
 
Brownlee, "Bütün menzillerde talihsiz bir harp olduğunu biliyordum. Gerçek şu ki, Türk askerleri burada hayatını kaybeden Yeni Zelandalı ailelerin askerlerine karşı çok cömert davrandı. Aradan 101 yıl geçmesine rağmen bunu hala hatırda tutuyorum. Günümüzde de her iki milletin büyük dost olduğu gerçeğini kutluyor ve önümüzde yüzyıllarda da bu dostluğun devamını diliyorum. Büyük dedem Atatürk'ün 'Sizin çocuklarınız bizim çocuklarımızdır' sözünü anlatırdı. Bu gerçekten savaştan çıkmış iki milletin yeni dostluklar kurması adına cömert bir yaklaşımdı."
 
Brownlee, Anzak Günü anma törenlerine verdiği destek ve katkılarından dolayı Türkiye'ye teşekkür etti.



Kaynak: TRT Haber



loading...

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI