Bugun...


Bakan'dan Suriye'ye müdahale ile ilgili flaş açıklama
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye'ye müdahale hazırlığı iddialarıyla ilgili olarak "Ne Türkiye'yi durup dururken bir maceraya atarız ne de başka bir ülkenin topraklarında gözümüz var ama kendimize yönelik tehditlere karşı da tedbirlerimizi almazsak Türkiye'nin istikrarını riske atmış olabiliriz" dedi.

facebook-paylas
Tarih: 01-07-2015 19:49
         
Bakan'dan Suriye'ye müdahale ile ilgili flaş açıklama

 Bakan Çavuşoğlu, A Haber'de katıldığı bir programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

 Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye'ye girmesinin söz konusu olup olmadığı, bu yönde TSK'ya verilen bir talimat bulunup bulunmadığıyla ilgili soruya, Çavuşoğlu, sınırında ortaya çıkan tehditlere karşı Türkiye'nin gerekli tedbirleri alma hakkına sahip olduğu söyledi.

  Türkiye'yi maceraya atmayız

 Suriye'deki sorunun beş yıldır sürdüğünü hatırlatan Çavuşoğlu, bu süre zarfında Türkiye'nin bu ülkeye girmek ya da tek başına tampon bölge oluşturmak gibi bir derdinin olmadığını bildirdi. "Bugüne kadar Suriye topraklarında, Irak topraklarında hiç gözümüz olmadı ama güvenli bölge oluşturulması konusunda önerilerimiz oldu" diyen Çavuşoğlu, mevcut durumda Suriye'nin içinde bulunduğu tablonun güvenli bölgeye duyulan ihtiyacı bir kere daha ortaya koyduğunu da belirtti.

 Çavuşoğlu, Türkiye'nin bir yeri işgal etme kaygısı olsaydı bunu Süleyman Şah Saygı Karakolu'na koridor açarak yapabileceğini ancak bunun yerine karakolu sınıra yakın bir yere taşımayı tercih ettiğini ifade etti.

 "Herhangi bir gerekçe de aramamıza gerek yoktu. Yapabilirdik" diyen Çavuşoğlu şöyle devam etti:

 "Ne Türkiye'yi durup dururken bir maceraya atarız ne de başka bir ülkenin topraklarında gözümüz var ama kendimize yönelik tehditlere karşı da tedbirlerimizi almazsak Türkiye'nin istikrarını riske atmış olabiliriz. Bugüne kadar uyguladığımız politikalar, aldığımız tedbirler sayesinde çok şükür Türkiye'nin istikrarı, güvenliği korundu ama arazideki durum giderek karmaşık hale geliyor."

  "Gerekirse müdahale yapılır"

 Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'ye yönelik tehditlerin arttığı bir durumda konunun Milli Güvenlik Toplantısı'nda gündeme getirilmesinin de "doğal" olduğunu vurguladı.

 Tehditlere karşı her an hazırlıklı olunması gerektiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, "Bir tehdit sınırımızda oluşursa orada da tedbir alırız. Nasıl PKK'ya yönelik operasyonlar daha önce Kandil'de, Kuzey Irak'da içeriye girilip yapıldıysa, gerekirse burada da yapılır. Zaten tezkerede bu yetki var. Gerekirse müdahaleler yapılır" diye konuştu.

 Alınan tedbirleri başka yere çekmenin anlamı olmadığına da işaret eden Çavuşoğlu, "Ateş çemberi içinde yaşayan bir ülke olarak, bu tedbirleri almak ve oluşacak riskleri önceden görmek, analiz etmek, değerlendirmek ve ne yapılacağının kararını vermek bizim en doğal görevimiz" ifadesini kullandı.

  "Etnik bölge oluşturulmak isteniyor"

 Çavuşoğlu, Suriye sınırında yaşanan gelişmelere ilişkin, Türkiye'nin DAEŞ'e karşı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

 "Şu andaki politikalarıyla PYD'ye de karşıyız. Değişik sebepleri var. Kesinlikle altını çizmek lazım, bizim içeride ve dışarıda, Irak'ta da Suriye'de de Kürt kardeşlerimizle hiç bir problemimiz yok ama PYD, YPG, içinde PKK'da var, bunların amacı Suriye'nin topraklarını bölmek, belli bir bölgeyi de yönetmek için oluşumlar sağlamak. Buna Kürt kuşağı diyebilirsiniz. Kanton diyebilirsiniz. Ne derseniz deyin ama burada özellikle etnik bir yapı oluşturmaya çalışıyorlar. Bunun yansımalarını da gördük. Tel Abyad'ı DAEŞ'ten aldıktan sonra Türkmen ve Arapları göçe zorlamadılar mı? 24 bin civarında Türkmen ve Arap Türkiye'ye gelmek zorunda kaldı. Bunların yaklaşık 4 bini dönüyor. 20 binden fazlasını, yine Türkiye'de misafir ediyoruz. Bunların oraya geçmesini de engelliyorlar. Demek ki amaçları burada sadece etnik, bir etniğe dayalı bölge oluşturmak, diğer insanlara yaşama hakkı tanımamak. Onları zorla göçe ya da sürgünü göndermek."

  "Türkiye'ye iftira atıldı"

 DAEŞ'in Kobani'de PYD'ye saldırmasıyla ilgili "Bu insanlar Türkiye'den geldi" denilerek Türkiye'ye iftira atıldığını bildiren Çavuşoğlu, bunu yapanların iyi niyetli olmadığını ifade etti.

 Çavuşoğlu, şunları söyledi:

 "Kobani olayları başladığı zaman 200 bin kardeşimizi aldık biz. Peşmerge'nin oraya gelmesine yardımcı olduk mu? Olduk. Özgür Suriye Ordusu'nun oraya yardıma gelmesinde kim etkili oldu? Türkiye oldu. Şu anda üçte biri döndü, geri kalanı hala Türkiye'de yaşıyor. Şu anda geride bıraktıkları canlı hayvanların yem ihtiyacını, beslenmesini dahi biz Türkiye olarak sağlıyoruz. 20 milyon dolardan fazla insani yardım Kobani'ye götürmüşüz. Biz art niyetli olsak bunları yapar mıyız? Bizde art niyet yok ama karşı tarafta iyini niyet de göremiyoruz. En son DAEŞ saldırısında bize yönelik karalamalarda da iftiralarda da bunu gördük maalesef."

  Musul'a operasyon yapılacaktı

 Çavuşoğlu, DAEŞ tarafından alıkonulan Musul Başkonsolosluğu personelinin serbest bırakılmaması durumunda o dönem Türkiye'nin operasyon yapacağını da açıkladı. Çavuşoğlu, "Orası Musul, Irak'ın içinde diye bu operasyonu yapmak hakkımız değil mi? Yapamaz mıyız? Yaparız çünkü ben kendi başkonsolosumu ve personelimi kurtarmak zorundayım. Her türlü tedbiri de almıştık. O operasyonu da yapacaktık, bırakmasalardı. Alternatiflerimiz vardı. Ama verilen son günde bırakmak durumunda kaldılar. Bizim de kararlılığımızı gördüler" dedi.

 ABD'nin Türkiye'deki predatör adı verilen insansız hava araçlarından () birini silahlandırmak istediğine ilişkin haberlerin sorulması üzerine Çavuşoğlu, Türkiye'de hali hazırda 2 adet silahlı 'nın zaten bilgi paylaşımı için uçmakta olduğunu ve bunların kendi güvenliği için silahlı olmalarının doğal olduğunu ifade etti.

  "Eğit-donat'ta sayı giderek artıyor"

 Eğit-donat programına da değinen Çavuşoğlu, eğit-donatın yeni başladığını, daha önce lojistik nedenlerle gecikme olduğunu, politikalarda bir ayrılık olmadığını, kararların ABD ile beraber verildiğini hatırlattı.

 Çavuşoğlu, eğit-donat programına katılacak insanların tespitinin zaman aldığını belirterek, "Az bir sayıyla başladı, bu sayı giderek artıyor, şu anda istediğimiz düzeyde değil. her şey yolunda giderse sadece Türkiye'de yılda 2 bin kişi eğitilip donatılacak. Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar'da da bu programlar uygulanacak" diye konuştu.

 Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar'ın 2012'de Suriye'de Esed rejimini devirmek için gizli bir anlaşma yaptığına dair basında çıkan haberin sorulması üzerine Çavuşoğlu, böyle bir anlaşma olmadığını, gizli değil açıkça Esed rejiminin gitmesi gerektiğini ifade ettiklerini söyledi.

 "Bu kadar insanı öldüren, kimyasal silah kullanan bir rejim Suriye'yi yönetemez, Suriye'de birlik ve beraberliği sağlayamaz. Esed'in meşruiyetini kaybettiğini zaten herkes söylüyor. Bu konudaki tutumumuz gizli saklı değil" diyen Çavuşoğlu, Türkiye'nin her platformda Esed'in mutlaka gitmesi ve siyasi dönüşümün sağlanması gerektiği görüşünü yineledi.

  Yunanistan'daki mali kriz

 Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias ile telefon görüşmesinde ağırlıklı olarak ekonomik konuları konuştuklarını belirterek, Kotzias'ın Türkiye'den bir talebi olmadığını söyledi.

 Türkiye'nin her zaman Yunanistan'a yardımcı olabileceğini açıkça söylediğini fakat bunun Yunanistan tarafından talep edilmesi gerektiğine işaret eden Çavuşoğlu, "Yunanistan'ın da bu ekonomik krizden bir an evvel çıkmasını canı gönülden arzu ederiz" diye konuştu.

 Türk halkının Yunanistan'a bakış açısıyla Yunan halkının Türkiye'ye bakışının aynı düzeyde olmadığına dikkati çeken Çavuşoğlu, seçimden sonraki popülist politikaları ve Yunan savunma bakanının tavrına Türkiye'nin "tırmanma olmaması" için karşılık vermediğini bildirdi.

 Çavuşoğlu, görüşmede Türkiye'nin hem tecrübelerini paylaşmak istediğini, hem de her zaman Yunanistan'ın yanında olduğunu söylediklerini belirterek, "Onlar bizden talepte bulunursa, biz üzerimize düşeni yaparız, yardım etmek isteriz Yunanistan'a" dedi.

  İsrail ile görüşmeler

 Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu'nun İsrail Dışişleri Direktörü Dore Gold ile Roma'daki görüşmesinin sorulması üzerine Çavuşoğlu, Türkiye'nin Mavi Marmara olayından sonra öne sürdüğü 3 şarttan sadece özür şartının karşılandığını, tazminat ve Gazze'ye ablukanın kaldırılmasının henüz gerçekleşmediğini hatırlattı.

 Uzmanların bu konuda bir çalışma yaptığını ve topun 1,5 yıldır İsrail tarafında olduğunu bildiren Çavuşoğlu, bunların nasıl uygulanacağı konusunda uzmanların görüşmesinin gayet doğal olduğunu vurguladı.

 "Başından beri uzmanlar zaten bunları konuşuyorlar. Şu anda tazminat ve Filistin konusu, iki şartımız kaldı. Tabi ki Filistin konusunda da daha önce çok önemli yapıcı roller oynadık. İsrail Suriye arasındaki Galon tepelerine dair sorunların çözülmesinde de önemli roller oynadık" diyen Çavuşoğlu, İsrail ile ilişkiler yeterli olmadığı için Türkiye'nin bölgeye istenilen yapıcı katkıyı sağlayamadığını ifade etti.

 Çavuşoğlu, tüm detayların uzmanlar arasında görüşüldüğüne dikkati çekerek, "Bunlar rutin gelişmeler, olur, olmaya da devam etmeli. Bu şartları ilişkilerimizi normalleştirmek için koyduk. Bu şartlar yerine geldiğinde ilişkilerimiz pekala normalleşir. Şu anda top İsrail tarafında, cevabı onlar verecek" dedi.

  Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki oruç yasağı

 Çavuşoğlu, TRT-TÜRK'teki canlı yayında da Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde olaylarla ilgili soruları yanıtladı.

 Uygur Türklerinin oruç tutmalarının yasaklandığına dair haberlerin hatırlatılması üzerine, Çavuşoğlu, Çin'de Uygur Türklerine yönelik yapılan muamelenin basına ve sosyal medyaya da yansıdığını, konuyu Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşmesinde gündeme getirdiğini söyledi.

 Milli Güvenlik Kurulu'nda da konunun gündeme geldiğini, Türkiye'de var olan ciddi rahatsızlığın, Çin'in Ankara Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığına çağırarak iletildiğini ve gerekli mesajları verdiklerini ifade etti.

 Çavuşoğlu, uluslararası, sivil toplum kuruluşları ve insan hakları örgütleri nezdinde de konunun gündeme getirildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

 "Uygur Türkleriyle ilgili meseleyi yakından takip ediyoruz. Uygur Türkleri ile olan bağımızı da kendilerine söylüyoruz, orada meydana gelen gelişmeler, insan hakları ihlalleri ya da her türlü ihlal konusunda bizim de duyarlı olmamızın son derece normal olduğunu Çinli muhataplarımıza her fırsatta söylüyoruz."

Milliyet






loading...

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI